19 Mayıs Mahallesi Sümer Sokak Sümko Sitesi M4A 1B Blok D:3 Kadıköy/İstanbul
Hukuki Makaleler

PBLK ve Fon Mağdurları İçin SPK'ya Karşı İptal ve Tazminat Davası

PBLK ve tasfiyedeki fonlarla ilgili SPK kararlarına karşı iptal ve tam yargı davaları ile yatırımcıların kullanabileceği deliller ele alınıyor.

14 dk okuma 7 Kasım 2026
PBLK ve Fon Mağdurları İçin SPK'ya Karşı İptal ve Tazminat Davası

Son zamanlarda yaşanan fon kriziyle birlikte SPK'nın önleyici tedbirleri zamanında almaması ve denetim yükümlülüğünü ihlal etmesi sebebiyle zarara uğrayan yatırımcıların, idareye (Devlete) karşı tazminat davası açıp açamayacağı sorusunu gündeme getirmiştir.

Özellikle krizin merkezindeki PBLK (Tera Portföy Birinci Hisse Senedi Serbest Fonu) gibi tasfiyeye alınan fonlardaki mağduriyetler her geçen gün artarken; 27 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7596 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un idari sorumluluğu ortadan kaldırdığına dair kamuoyunda yanıltıcı bir algı oluşmuştur. Söz konusu Kanun yalnızca tasfiye sürecinin nasıl yürütüleceğini düzenlemekte olup; SPK'nın geçmiş 10 ay boyunca görevini vaktinde yapmamasından doğan ağır hizmet kusurunu "yasallaştırmaz" ve idareye (Devlete) karşı dava açılmasını kesinlikle engellemez.

Anayasa’nın 125. maddesi amirdir: "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." Bu anayasal güvence kapsamında; SPK'nın yatırımcıyı kilitleyen hukuka aykırı tasfiye ve süre uzatım kararlarına karşı idari işlemin iptali davası açılması hakkı bulunduğu gibi, idarenin aylar süren "ağır hizmet kusuru" ve denetim ihmali sebebiyle anaparası eriyen yatırımcıların zararlarının bizzat idareden tahsili için de tam yargı (tazminat) davası açılması yasal bir yoldur.

SK Hukuk & Danışmanlık, sermaye piyasası hukuku alanında profesyonel destek vermekte olup, bu alanda yüksek lisans eğitimine sahip, sermaye piyasalarında Düzey 3 ve Kurumsal Yönetim Derecelendirme gibi lisanslara sahip avukatlar aracılığıyla hizmet verilmektedir. Bu içerikte; SPK’nın 16-17 Eylül ve sonrası aldığı idari kararlara karşı açılacak iptal davasının şartları, PBLK ve diğer tasfiye fonlarında mağdur olan yatırımcıların SPK aleyhine açacağı tazminat davası (tam yargı) hakkına, 7596 sayılı yeni Kanun'un süreçlere etkisine ve hak kaybı yaşamamak adına 16 Kasım 2026 tarihli dava son gününe dair bilgiler verilecektir.

16 Kasım 2026 Son Gün: SPK Kararlarına Karşı İptal Davası ve Süreler

16 Kasım 2026 Son Gün: SPK Kararlarına Karşı İptal Davası ve Süreler

Özellikle PBLK mağdurları açısından son satış fiyatından katılım pay bedellerini alamamasının nihai sebebi SPK’nın tasfiye süreciyle almış olduğu kararlardır. Tasfiye sürecine yönelik yeni kanun çıkarılmış olması, hukuka aykırı verilmiş kararlara yönelik dava imkanını ortadan kaldırmamaktadır.

17 Eylül 2026 tarihli SPK Bülteni (2026/60-61) ile tesis edilen TEFAS kapatma, fon tasfiyesi ve 28 Eylül tarihli geriye dönük satış emri iptali kararlarına karşı, iptal davası açılması mümkündür. 2577 sayılı İYUK m. 7 uyarınca açılacak iptal ve idari işlem kaynaklı tam yargı davalarında 60 günlük kesin hak düşürücü yasal süre 16 Kasım 2026 Pazartesi günü mesai bitiminde sona ermektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. . 2/1-a uyarınca; idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriyle hukuka aykırı idari işlemlere karşı iptal davası açılması mümkündür.

SPK tarafından fon tasfiye sürecinde iptal davasına konu olabilecek birçok kararı mevcut olup, bazıları şunlardır:

  • 17 Eylül 2026 Tarihli 57/1707 Sayılı Karar (Bülten 2026/60-61): Başta krizin merkezinde yer alan Tera Portföy Birinci Hisse Senedi Serbest Fonu (PBLK) olmak üzere 131 yatırım fonunun TEFAS alım-satım işlemlerine kapatılması, re'sen tasfiyeye alınması ve fon yönetimlerinin saklayıcı bankalara (PBLK için Türkiye İş Bankası'na, diğerleri için Ziraat Bankası'na) devredilmesi işlemi.

  • 20 Eylül 2026 Tarihli 59/1710 Sayılı Karar: Fon varlıklarının paraya çevrilmesi için başlangıçta öngörülen 3 aylık yasal tasfiye takviminin nesnel ve kanuni bir dayanak olmaksızın 6 aya uzatılması işlemi.

  • 28 Eylül 2026 Tarihli SPK Duyurusu ve Uygulama Kararı: 17 Eylül 2026 günü saat 13:30 öncesinde usulüne uygun şekilde sisteme girilmiş geçerli satış emirlerinin toptan iptal edilerek, bu yatırımcıların "öncelikli fon borcu" kapsamından çıkarılması ve genel tasfiye masasına mahkûm edilmesi işlemi.

PBLK Mağdurlarının SPK Kararlarına Karşı İptal Davasıyla "Son Satış Fiyatı" Üzerinden Alacaklarını Temin Etmesi

PBLK katılma payı sahiplerinin en büyük yanılgısı, Türkiye İş Bankası'nın tasfiye memuru olarak atanmış olmasının anapara kayıplarını kendiliğinden telafi edeceği beklentisidir. Yürürlükteki sermaye piyasası mevzuatında tasfiye; kurucunun iradesiyle yürütülen Olağan Tasfiye veya kurucunun iflası hâlinde İcra ve İflas Kanunu ile SerPK m. 53/3 çerçevesinde yürütülen Olağanüstü Tasfiye yollarıyla gerçekleşir.

SPK’nın 17 ve 28 Eylül kararlarıyla PBLK üzerinde uyguladığı yöntem ise mevzuatta tanımlanmış olağan veya olağanüstü bir tasfiye yolu değildir; geçmiş 10 aylık denetim ihmalini örtbas etmeye yönelik fiili bir el koyma rejimidir. PBLK portföyündeki şirket paylarının sığ ve taban olmuş tahtalarda bulunması sebebiyle, İş Bankası'nın yürüttüğü süreç bir fon kurtarma operasyonu değil; varlıkların tasfiye masasında ağır iskontoyla eritilmesidir. İptal davası açılmadığı takdirde yatırımcı, bu hukuka aykırı fiili tasfiye rejimini kabul etmiş sayılacak ve tasfiye masasından çıkacak çok düşük bir bedele razı olmak zorunda kalacaktır.

17 Eylül saat 13:30 öncesinde satış talimatı veren veya MKK sistemine satışı yansıyan PBLK yatırımcılarının, paralarını tasfiye sonucuna göre değil "emrin verildiği andaki son pay satış fiyatı" üzerinden talep etmelerinin hukuki gerekçeleri şunlardır:

  • Sözleşmenin Kurulması ve Alacağın Muacceliyeti: Yatırım fonu satış emirleri TEFAS ve Borsa İstanbul altyapısında eşleştiği anda Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 1 ve m. 112 kapsamında sözleşme kurulmuştur. Fon izahnamesi uyarınca, emrin girildiği tarihte ilan edilmiş net birim pay değeri üzerinden yatırımcı lehine kanunen muaccel bir para alacağı doğmuştur.

  • Mülkiyet ve Müktesep Hak Güvencesi: Fon katılma payı, Anayasa m. 35 ile korunan şahsi mülkiyettir. MKK takas sisteminde kayden fona iade edilen payın karşılığı olan nakit hak sahibinin mülkiyetindedir. SPK’nın 11 gün sonra (28 Eylül'de) geriye dönük bir idari duyuruyla bu takası iptal etmesi, Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkelerine açıkça aykırıdır.

  • Saklayıcı Kurumun ve Tasfiye Memurunun Kanuni Sorumluluğu (SerPK m. 56): SerPK m. 56/4 uyarınca saklayıcı kurum, fon varlıklarının nakde çevrilmesinde ve yatırımcılara ödenmesinde kurucunun mevzuata aykırı talimatlarını yerine getiremez; yatırımcıya karşı doğrudan ve müteselsilen sorumludur. Dolayısıyla tasfiye memuru İş Bankası'nın kanuni görevi; 17 Eylül öncesi hak edilmiş satış bedellerini genel tasfiye zararlarından tenzil ederek, valör tarihindeki net pay fiyatı üzerinden "öncelikli fon borcu" olarak doğrudan tediye etmektir.

İptal Davasının Temel Hukuki Sebepleri

SPK’nın bu kararlarından dolayı etkilenen birçok yatırımcı mevcuttur. Özellikle sisteme girilen satış emirlerin iptal edilmesi, TEFAS alım-satım işlemlerine kapatılması gibi birçok karar yatırımcılar açısından mağduriyet yaşatmaktadır. Alınan bu kararların; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri için hukuka aykırı olması, iptali için yeterlidir. Başlıca ileri sürülebilecek iptal sebepleri şunlar olması mümkündür:

  • Mülkiyet ve Tasarruf Hakkının İhlali (Anayasa m. 35): Katılma payları şahsi mülkiyettir. TEFAS’ın kapatılıp hesaplara bloke konulması, yatırımcının parasını dilediği an nakde çevirme ve serbestçe tasarruf etme hakkını fiilen ortadan kaldırmıştır.

  • Ölçülülük İlkesine Aykırılık (Anayasa m. 13): Kusurlu yöneticilerin yetkilerini kaldırmak veya sorunlu varlıkları ayrıştırmak gibi daha hafif tedbirler varken; platformun toptan kapatılarak 455 bin yatırımcının tasfiyeye mahkûm edilmesi hedeflenen kamusal amaçla orantısız ve aşırıdır.

  • Hukuki Güvenlik ve Kazanılmış Hakların Çiğnenmesi: 17 Eylül saat 13:30 öncesinde mevzuata uygun şekilde sisteme girilen geçerli satış emirlerinin, 11 gün sonra (28 Eylül kararıyla) geriye dönük olarak toptan iptal edilmesi idarenin öngörülebilirlik ve belirlilik ilkelerini ihlal etmiştir.

  • Eşitlik İlkesinin Zedelenmesi: Aynı değerleme ve fiyat valörüne tabi olmasına rağmen, 16 Eylül saat 13:30 sonrası talimat verenlerin "öncelikli fon borcu alacaklısı" sayılıp, 17 Eylül saat 13:30 öncesi talimat verenlerin genel tasfiyeye bırakılması eşit durumdaki hak sahipleri arasında keyfi bir ayrım yaratmıştır.

  • Maksat Unsuru Yönünden Hukuka Aykırılık (SerPK m. 1): Sermaye Piyasası Kanunu'nun temel amacı tasarruf sahiplerinin menfaatlerini korumaktır. Alınan kararlar koruma sağlamamış; aksine PBLK ve diğer fonlardaki birikimlerin aylarca kilitlenmesine ve enflasyon karşısında değer kaybetmesine yol açarak kanunun amacıyla çelişmiştir.

SPK Kararlarının İptali Davasında Görevli ve Yetkili

SPK Kararlarının İptali Davasında Görevli ve Yetkili

SPK’ya karşı açılacak davaların hukuki niteliğine ilişkin SerPK m.134 şu şekilde düzenlenmiştir;

“Kurul kararlarına karşı açılacak idari davalar idare mahkemelerinde görülür. Kurul kararlarına karşı yapılan başvurular acele işlerden sayılır.”

Yatırımcılar tarafından SPK’ya karşı açılacak olan idari işlemin iptali veya tazminat davaları idare mahkemelerinde açılması gerekir. İYUK m. 36 uyarınca idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili mahkeme işlemi tesis eden idari merciin bulunduğu yer mahkemesidir. Bu kapsamda davaların Ankara İdare Mahkemelerinde açılması gerekmektedir.

İptal Davası Açma Süresi Ne Kadardır?

SPK kararlarına yönelik iptal davası açma süresi 60 gündür. Örneğin; 17 Eylül 2026 tarihli SPK Bülteni'nde (2026/60-61) ilan edilen kapatma, fon tasfiyesi ve emir iptali kararlarına karşı 60 günlük dava açma süresi 18 Eylül 2026 tarihinde başlamış olup, son gün 16 Kasım 2026 Pazartesi mesai bitimidir.

Yatırımcılar açısından dava açma süresi azalmış olup, PBLK ve diğer fonlardaki birikim sahiplerinin ivedi olarak dava açması gerekmektedir. Yasal süresi içerisinde dava ikame edilmediği takdirde, İYUK m.15/1-b uyarınca davanın reddine karar verilecektir.

SPK’nın Hizmet Kusuru ve SPK’ya Tam Yargı Davası Açma İmkanı

SPK’nın Hizmet Kusuru ve SPK’ya Tam Yargı Davası Açma İmkanı

Son zamanlarda patlak veren olaylardan kaynaklı SPK’ya karşı, yani devlete karşı tazminat davasının açılıp açılamayacağı da tartışma konusu olmuştur. Özellikle SPK’nın borsadaki manipülatif eylemlere zamanında müdahale etmediği sıklıkla gündeme gelmiştir.

Tam yargı davası, bir kamu idaresinin idari işlem veya eyleminden dolayı kişinin uğramış olduğu zararı devletten tazmini için açtığı davadır. Tazminat davasının sebebi; denetim ve gözetim eksikliği olabileceği gibi, bir idari eylem veya karardan da kaynaklanması mümkündür.

Devletin (SPK) Hizmet Kusuru ve Sorumluluğu

SPK, sermaye piyasaları denetleyen ve gözetleyen, bir kanuna aykırılık halinde müdahale etmesi gereken bir kamu kurumudur. SPK, bu göreviyle birlikte yatırımcılara karşı sorumlu olup, görevini tam olarak ifa etmediği takdirde hizmet kusuru söz konusudur.

SPK’nın hizmet kusuru sebebiyle yatırımcının dava açabilmesi için 3 temel şartın sağlanmış olması gerekir:

  • SPK’ya atfedilebilecek bir hizmet kusurunun varlığı,

  • İspat edilebilen bir zarar,

  • Zarar ile hizmet kusuru arasında nedensellik bağının kuruluyor olması.

SPK’nın Hizmet Kusurunu Ortaya Koyabilecek Deliller

SPK’nın Hizmet Kusurunu Ortaya Koyabilecek Deliller

Eylül 2026 fon krizinde SPK'nın sorumluluğunu ortaya koyan birçok gelişme yaşanmıştır:

  • Tarih 2025 Son Çeyrek
    Resmî Gelişme / Eylem SPK, serbest fonların paylarında fiktif fiyat hareketleri yapıldığını 18.09.2026 duyurusuyla ikrar etmiştir.
    Dava Açısından Hukuki Niteliği İdarenin usulsüzlüğü öğrendiği ilk resmî tarih. Risk 1 sene boyunca izlenmiştir.

  • Tarih 02.12.2025
    Resmî Gelişme / Eylem Finansal İstikrar Komitesi (FİK) toplandı; SPK’ya makroihtiyati tedbir tavsiyesinde bulundu.
    Dava Açısından Hukuki Niteliği Riskin idari mekanizmada üst düzeyde kayda geçtiği tarih.

  • Tarih 28.08.2026
    Resmî Gelişme / Eylem Yatırım Fonları Rehberi güncellendi; teminatsız işlemler sınırlandırıldı.
    Dava Açısından Hukuki Niteliği Risklerin 8 ay boyunca piyasada açık bırakıldığının ispatı.

  • Tarih 16-17.09.2026
    Resmî Gelişme / Eylem Fonlarda temerrüt ilan edildi; SPK 131 fonu tasfiyeye alıp TEFAS'ı kapattı (Bülten 2026/60-61).
    Dava Açısından Hukuki Niteliği Zararın fiilen ortaya çıkması ve dava süresinin başlangıcı.

SerPK m. 88/2 uyarınca Kurul Başkanı gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde acil denetim yaptırmaya yetkilidir. SerPK m. 96 ise faaliyetleri durdurma yetkisi vermiştir. SPK bu yetkileri işletmeyerek fonların içinin muvazaalı ters repolarla boşaltılmasına ve yüz binlerce yeni yatırımcının sisteme girmesine seyirci kalmıştır. Bu durum piyasa riski değil, doğrudan ağır hizmet kusurudur.

Danıştay yerleşik içtihatları uyarınca idare, piyasadaki olağan dalgalanmalardan ve ekonomik konjonktüre bağlı fiyat düşüşlerinden kural olarak sorumlu tutulamaz. Nitekim Danıştay 13. Dairesi'nin kaldıraçlı işlemlere (Forex) ilişkin E. 2019/3370 (K. 2024/2306) sayılı kararında da vurgulandığı üzere, normal piyasa hareketlerinden kaynaklanan kayıplar hukuken "yatırım riski" kapsamında değerlendirilmektedir. Ancak Eylül 2026 fon krizini klasik piyasa riskinden ayıran ve idarenin mali sorumluluğunu doğuran temel içtihat, Danıştay 13. Dairesi'nin E. 2005/2625 (K. 2005/5753) sayılı emsal kararıdır. Danıştay anılan kabul kararında; finansal kurumlardaki mevzuata aykırı fonlamaları ve manipülatif usulsüzlükleri tespit etmesine rağmen zamanında ve etkin müdahalede bulunmayan, denetim yetkisini geç işleterek yatırımcı zararının büyümesine yol açan SPK'nın eylemsizliğini "ağır hizmet kusuru" saymış ve oluşan sermaye kaybının idarece tazminine hükmetmiştir. Nitekim Danıştay İDDK'nın E. 2020/1621 (K. 2021/394) sayılı kararında da kamu hizmetinin özel portföy yönetim şirketleri eliyle gördürülmesinin, idarenin anayasal denetim ve gözetim yükümlülüğünü bertaraf etmeyeceği açıkça vurgulanmıştır.

İdari Dava Açma Rejimi: İYUK m. 12 ve m. 13 Ayrımı

Tazminat taleplerinde izlenecek usul, zararın doğrudan Kurul kararlarından mı yoksa idarenin aylarca süren gözetim ihmalinden (eylemsizlikten) mi doğduğuna göre iki ayrı yola ayrılır:

  • İdari İşlem Kaynaklı Tazminat (İYUK m. 12): Zararını doğrudan 17 Eylül tarihli TEFAS kapatma kararına, 20 Eylül tarihli süre uzatımına veya 28 Eylül emir iptali duyurusuna dayandıran yatırımcılar açısından dava açma süresi işlem tarihine bağlıdır. İptal davası ile bu işlemlerden doğan maddi tazminat talebi aynı dilekçede birleştirilerek doğrudan İdare Mahkemesinde açılmalıdır.

  • Eylemsizliğe Dayalı Tazminat (İYUK m. 13): SPK'nın 10 ay boyunca riskleri bilmesine rağmen yetkilerini kullanmaması sebebiyle açılacak müstakil tam yargı davalarında doğrudan mahkemeye gidilemez; zararın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde SPK'ya yazılı başvuru yapılması zorunlu dava ön şartıdır. İdarenin 30 gün içinde ret yanıtı vermesi veya sessiz kalması hâlinde takip eden 60 gün içinde tam yargı davası ikame edilir.

  • Usul Güvencesi: İdare Mahkemelerinin uyuşmazlığı salt "eylemsizlik" yerine "17 Eylül Kurul Kararı" kaynaklı sayma riskine karşı, hak kaybına uğramamak adına İYUK m. 12 kapsamındaki dava süresi içinde mahkemeye başvurulmalı; eş zamanlı olarak İYUK m. 13 ön başvurusu da SPK'ya tebliğ ettirilmelidir.

7596 Sayılı Kanun’un İdari Sorumluluğa Etkisi ve Dava Değerinin Artırılması (İYUK m. 16/4)

Yargılama sürecinde Sermaye Piyasası Kurulu'nun 7596 sayılı Kanun hükümlerini öne sürerek ileri sürebileceği itirazlar, idare hukuku ilkeleri ve Danıştay içtihatları çerçevesinde şu şekilde değerlendirilmelidir:

  • Öncelikli Sorumluluk İtirazının Hukuki Niteliği (7596 m. 5/2): Kanun’un 5/2. maddesinde zarardan öncelikle portföy yönetim şirketinin sorumlu tutulması, yatırım fonunun kendi iç işleyişindeki özel hukuk sorumluluk sıralamasıdır. Bu kural, Anayasa’nın 125. maddesinde teminat altına alınan "Devletin kamu hizmetini kusurlu yürütmesinden doğan idari sorumluluğunu" ortadan kaldıramaz.

  • Tasfiyenin Sürmesi ve Zararın Kesinleşmesi Hususu (Danıştay Emsali): İdarenin tasfiye masasının henüz kapanmadığı ve davanın erken açıldığı yönündeki iddialarına karşı; Danıştay 10. Dairesi'nin E. 1994/3467 (K. 1997/5311) kararı uyarınca davanın sembolik bir bedelle kısmi tam yargı davası olarak açılması mümkündür. 7596 sayılı Kanun m. 4/5 gereğince tasfiye masasından (İş Bankası/Ziraat Bankası) yatırımcıya aktarılacak ara ödemeler mahsup edildikten sonra, bakiye kalan net anapara ve getiri kaybı 2577 sayılı İYUK m. 16/4 gereğince Bölge İdare Mahkemesi (istinaf) nihai kararına kadar harcı yatırılarak artırılabilir.

  • Mahsup Kuralı ve Güncel Faiz Rejimi (7589 Sayılı Kanun m. 10): Tasfiye masasından kısmi tahsilat yapılması idareye karşı açılan davayı sonlandırmaz; tahsil edilen tutarlar toplam zarardan düşülerek dava bakiye alacak üzerinden sürdürülür. Talep edilecek tazminata ise 31.07.2026 tarihinden itibaren yürürlükte olan 7589 sayılı Kanun m. 10 uyarınca Merkez Bankası reeskont oranının %80'i olan yıllık %31 kanuni faiz uygulanmalıdır. Danıştay 8. Dairesi (E. 2023/5966, K. 2024/4417) ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu (E. 2021/5, K. 2024/2) kararları gereğince, sonradan artırılan dava tutarına da ilk dava veya başvuru tarihinden itibaren faiz yürütülür.

SPK Dışındaki Başka Kamu Kurumları da Davalı Gösterilebilir mi? (Hazine, BDDK ve Re'sen Hasım Tespiti)

SPK ile birlikte başkaca kamu kurumların davalı olarak gösterilip gösterilmeyeceği tartışma konusu olmuştur. Özellikle 02.12.2025 tarihli Finansal İstikrar Komitesi (FİK) toplantısında makroihtiyati tedbir tavsiyesi verilmesine rağmen Kurul'un operasyonel adım atıp atmadığını Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın denetim sorunluluğundadır.. Bununla birlikte bankaları denetlemekle yükümlü olan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)’nun da sorumluluğu gündeme gelmesi mümkündür.

Yatırımcılar Hazine ve Maliye Bakanlığı ve BDDK’yi da davalı idare olarak göstermesi mümkündür. Ayrıca, idare mahkemeleri sorumlu kamu kurumları resen araştırmakla yükümlüdür. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun (İDDK - E. 2006/2381, K. 2009/1660) yerleşik emsal kararı uyarınca; idare mahkemesi denetim kusurunun başka kamu kuruluşlarıyla ortak olduğunu tespit ederse davayı husumet yokluğundan reddedemez. Mahkeme, re'sen gerçek hasmı (örneğin Hazine ve Maliye Bakanlığı'nı) belirleyerek dava dilekçesini ilgili kuruma tebliğe çıkarmak ve yargılamayı müşterek sorumluluk esasına göre yürütmek zorundadır.

Hak Kaybını Önleyecek Pratik Eylem Planı ve Delil Toplama Adımları

Dava sürecinin sağlıklı yürütülebilmesi için yargı yoluna başvurulurken eş zamanlı olarak dijital delillerin güvence altına alınması ve idari/özel hukuk mekanizmalarının işletilmesi gerekmektedir:

  • MKK ve Aracı Kurum Kayıtlarının Belgelenmesi: e-Devlet kapısı üzerinden Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun e-Yatırımcı portalına (eyatirimci.mkk.com.tr) girilerek fon katılma payı dökümleri, hesap hareketleri, uygulanan tasfiye blokeleri ve YBS bildirimleri PDF formatında indirilmelidir. Eş zamanlı olarak, payların bulunduğu aracı kurumdan (örneğin Tera Yatırım) satış talimatının girildiği gün, saat, dakika ve milisaniyeyi gösteren elektronik log kayıtları ile müşteri hesap ekstreleri resmi döküm olarak alınmalıdır. Bu kayıtlar, 17 Eylül saat 13:30 öncesi satış sözleşmesinin kurulduğunu ve alacağın muaccel hâle geldiğini ispatlayacak temel delildir.

  • İş Bankası Tasfiye Masasına Noter İhtarnamesi: PBLK fonunun yasal tasfiye memuru sıfatını haiz Türkiye İş Bankası Maslak Tasfiye Koordinasyon Birimi'ne gecikmeksizin noter ihtarnamesi keşide edilmelidir. İhtarnamede MKK satış dökümleri ek gösterilerek, satış bedelinin tasfiye sonucuna bırakılmaksızın emrin verildiği tarihteki son resmi pay fiyatı üzerinden "öncelikli fon borcu" olarak tediye edilmesi talep edilmeli ve temerrüt faizi başlatılmalıdır.

  • Dağıtıcı Kuruma Karşı Zorunlu Arabuluculuk: Takas sisteminde satış kaydı oluşmasına rağmen nakit tutarı hesaba aktarmayan veya bloke eden dağıtıcı aracı kuruma karşı, TTK m. 5/A uyarınca zorunlu ticari arabuluculuk süreci başlatılmalıdır.

  • Ceza Soruşturmasına Müdahillik: Fon portföyünü muvazaalı işlemlerle boşaltan sorumlular hakkında yürütülen soruşturma dosyalarına suçtan zarar gören sıfatıyla katılma talebi sunulmalı; savcılık dosyasına celbedilecek SPK ve MASAK raporlarının hukuk davalarında delil olarak kullanılması sağlanmalıdır.

Sonuç ve Hukuki Değerlendirme

Eylül 2026 fon krizi, borsa dalgalanmalarından kaynaklanan tipik bir sermaye piyasası kaybı olmayıp; SPK’nın 2025 yılı sonundan itibaren tespit ettiği manipülatif risklere 10 ay boyunca seyirci kalması ve ardından 17-28 Eylül kararlarıyla piyasayı toptan kilitlemesiyle ortaya çıkan zincirleme bir idari hizmet kusurudur. 27 Ekim 2026 tarihli 7596 sayılı Kanun, tasfiyenin yürütülme usullerini ve fon ara ödemelerinde yatırımcı hakları çerçevesini belirlemiş olsa da idarenin geçmişe dönük ağır denetim ihmalini ortadan kaldırmamakta ve Anayasa m. 125 uyarınca Devlete karşı tazminat davası açılması hakkını engellememektedir.

Özellikle krizin merkezindeki PBLK fonunda, Türkiye İş Bankası'nın yürüttüğü süreç mevzuatta yeri olan olağan veya olağanüstü bir tasfiye rejimi değildir. Derinliği bulunmayan hisselerin taban fiyatlardan nakde çevrilmesi yatırımcıların anaparasını eriteceğinden; 17 Eylül saat 13:30 öncesinde talimat veren hak sahiplerinin, platformun kapatılması sonucu satış emrinin iletilmemesi veya geçerli emirlerin sonradan iptal edilmesi durumunda, alacaklarını tasfiye sonucuna göre değil, emrin verildiği tarihteki son birim pay fiyatı üzerinden "öncelikli fon borcu" olarak talep etmesi tartışmasız bir anayasal mülkiyet hakkıdır.

İdari yargılama usulünde dava açma süreleri kamu düzenine ilişkin olduğundan, yasal hakların zayi olmaması adına sürecin 16 Kasım 2026 kesin hak düşürücü süresine riayet edilerek, uzman bir sermaye piyasası hukuku avukatı rehberliğinde profesyonel bir idari yargı takibiyle yönetilmesi hayati önem taşımaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Merak edilenler

16 Kasım doğrudan SPK işlemlerine (17 Eylül tasfiye ve TEFAS kapatma kararları ile 28 Eylül emir iptali) karşı açılacak iptal ve işlem kaynaklı tam yargı davalarının kesin hak düşürücü süresidir. Bu süre geçtikten sonra idari kararlar kesinleşir. SPK'nın 10 aylık denetim ihmaline dayalı eylemsizlik tazminatı (İYUK m. 13) için 1 yıllık başvuru süresi devam etse de mahkemelerin zararı doğrudan "17 Eylül kararı" kaynaklı sayma riskine binaen 16 Kasım tarihi kritik eşiktir.

17 Eylül saat 13:30 öncesinde girilen ve valörü dolmasına rağmen ödenmeyen emirler bakımından 28 Eylül SPK duyurusu ile geriye dönük hak gaspı yapılmıştır. Bu yatırımcılar İYUK m. 12 kapsamında derhal iptal davası açmalı ve emrin verildiği tarihteki net birim pay fiyatı üzerinden ödeme yapılmasını talep etmelidir.

Hayır. 7596 sayılı Kanun'da ara ödeme almak için davadan feragat şartı bulunmamaktadır. Alınan bedel toplam zarardan düşülür. İmzalanan belgelere "Fazlaya ilişkin yasal haklarımı saklı tutuyorum" şerhi düşülmelidir.

Tam yargı davalarında SPK lehine nispi vekâlet ücreti değil, Danıştay 13. Dairesi'nin yerleşik kararları (E. 2015/2033) uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmektedir.

İçeriklerimiz, güncel mevzuat ve içtihatlar esas alınarak alanında uzman avukat tarafından hazırlanır; yeni gelişmelerde düzenli olarak güncellenir.

  1. 1.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu Erişim: 8 Kasım 2026
  2. 2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Erişim: 8 Kasım 2026
  3. 3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Erişim: 8 Kasım 2026
  4. 4.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Erişim: 8 Kasım 2026

Yasal UyarıBu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışınız.

SK Hukuk Danışmanlık

Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Şafak & Koparan Hukuk ve Danışmanlık olarak akademik birikim ve sektörel tecrübeyle yanınızdayız. Durumunuzu bir ön görüşmede birlikte değerlendirelim.

WhatsAppHakkımızda
İlgili Yazılar

Bunları da inceleyin