19 Mayıs Mahallesi Sümer Sokak Sümko Sitesi M4A 1B Blok D:3 Kadıköy/İstanbul
Hukuki Makaleler

Satış Emrinin İletilmemesinde Banka ve Aracı Kurumların Sorumluluğu

Banka ve aracı kurumların satış emrini iletmemesi halinde yatırımcıların hangi delillere başvurabileceği ve tazminat taleplerinin nasıl değerlendirildiği ele alınıyor.

13 dk okuma 7 Kasım 2026
Satış Emrinin İletilmemesinde Banka ve Aracı Kurumların Sorumluluğu

Bankaların fon ve hisse senedi satış emrini iletmemesi, sermaye piyasalarında yatırımcılar açısından ağır maddi kayıplara yol açmaktadır. Özellikle son dönemde yaşanan fon tasfiyesi sürecinde sisteme aktarılmayan emirler, tasarruf sahiplerinin hukuki statüsünü doğrudan değiştirmiştir.

SPK, 17 Eylül 2026 tarihli kararıyla 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar vermiştir. Karar uyarınca, 16 Eylül 2026 ve öncesinde satış talimatı verenlerin alacakları öncelikli "fon borcu" kabul edilmiştir. Bu yatırımcılar genel tasfiye payını beklemeden öncelikli alacaklı statüsü kazanmıştır. Ancak bankaların geçerli emirleri TEFAS'a zamanında göndermemesi, hak sahiplerinin bu yasal önceliği kaybetmesine neden olmuştur.

Benzer aksaklıklar Borsa İstanbul (BIST) Pay Piyasası'nda da yaşanmaktadır. Endeksin sert düştüğü veya hisselerin tabana kilitlendiği seanslarda aracı kurum sistemlerinin çökmesi, yatırımcının zarar kes (stop-loss) imkânını fiilen ortadan kaldırmaktadır.

Yatırım kuruluşlarının "sistem arızası" ya da "aşırı yoğunluk" mazeretine sığınması hukuken geçersizdir. Kurumların sunduğu bu hizmet yasal olarak "emir iletimine aracılık" faaliyetidir. Bankalar ve aracı kurumlar, müşteri emirlerini piyasaya en iyi, eksiksiz ve gecikmeksizin iletmekle kanunen yükümlüdür.

SK Hukuk & Danışmanlık, sermaye piyasalarında Düzey 3 ve Kurumsal Yönetim Derecelendirme gibi lisanslara sahip avukatlar aracılığıyla sermaye piyasası hukuku alanında faaliyet vermektedir. Bu içerikte; fon veya hisse satışlarında emir iletime aracılık hizmeti yürüten kuruluşların hukuki sorumluluğu ve yatırımcı hakları kapsamında detaylı bilgi verilecektir.

Banka veya Aracı Kurumların "Emir İletimine Aracılık" Faaliyetinin Hukuki Niteliği

Banka veya Aracı Kurumların "Emir İletimine Aracılık" Faaliyetinin Hukuki Niteliği

Sermaye piyasası faaliyetleri ana ve yan hizmetler olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu ana hizmetlerden bir tanesi “emir iletimine aracılık” hizmetidir. Bu hizmetin ana temel unsuru; sermaye piyasası araçlarıyla ilgili emirlerin kabul edilmesi ve bunların borsaya veya yetkili işlem platformlarına iletilmesini içerir.

Emir iletimine aracılık hizmeti genellikle bankalar aracılığıyla ifa edilir. Geçerli olarak bir verilen emrin Borsa İstanbul A.Ş. veya TEFAS’a iletilmesi gerekir.

Banka veya aracı kurumların emir iletimine yönelik hukuki sorumlulukları Sermaye Piyasası Kanunu (SerPK) ve (III-37.1) Sayılı Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (Yatırım Hizmetleri Tebliğ)’de düzenlenmiştir.

Fon satış emri gibi yatırımcıların emirlerini iletmekle görevli olan banka gibi yatırım kuruluşların sorumluluklarını genel olarak şu şekilde özetleyebiliriz:

  • En İyi Şekilde Gerçekleştirme Borcu (III-37.1 Tebliği m. 30): Yatırım kuruluşları, müşteri emirlerini; fiyat, maliyet, hız ve gerçekleşme olasılığını gözeterek müşteri için mümkün olan en iyi sonucu verecek şekilde yerine getirmekle yükümlüdür.

  • Elektronik Altyapı ve Yedek Sunucu Mecburiyeti (III-37.1 Tebliği m. 35): Kuruluşlar; zaman damgalı emir kayıt sistemleri işletmek, tüm logları saklamak ve yoğunluk anlarında işlemlerin aksamaması için ikincil yedek sunucular (felaket kurtarma merkezleri) kurmak zorundadır. Yoğunluk mazereti hukuken altyapı kusuru sayılır.

  • Basiretli Tacir Standardı ve İspat Yükü (TTK m. 18/2 ve TBK m. 112): Bankalar piyasa dalgalanmalarını öngörmekle yükümlüdür. Emrin iletilmediği durumlarda kusursuz olduğunu ispat yükü doğrudan borçlu bankaya aittir.

  • Sorumsuzluk Kayıtlarının Butlanı (TBK m. 115/3): Tip çerçeve sözleşmelerdeki "sistem kilitlenmesinden banka sorumlu değildir" maddeleri kanunen kesin hükümsüzdür.

Geçerli Bir Emir Nedir? Satış Emirleri Ne Zaman İşleme Konulur?

Fon veya hisse satış gibi emirlerden yatırım kuruluşların sorumluluğunun doğması için geçerli bir emrin olması gerekir. Mevzuat uyarınca geçerli bir satış emri için şu hususların varlığı gerekir:

  • Yatırımcının portföyünde haciz, rehin veya blokaj gibi takyidatlar bulunmaması,

  • Yeterli payın bulunması,

  • Fon izahnamesinde veya borsa bülteninde ilan edilen işlem saatlerinde emir talimatların sisteme girilmiş olması,

  • Serbest fonlar için mevzuatın aradığı nitelikli yatırımcı olunması,

  • Emir Yönetim Sistemi (OMS) tarafından tekil bir referans numarası üretilerek emrin onaylatılmasıdır.

Geçerli bir emrin varlığı halinde artık emir iletimine aracılık faaliyeti gösteren aracı kurumun hukuki sorumluluğu doğmaktadır.

Satış Emrinin İletim Tarihi ve Hukuki Statü: Fon Borcu ile Tasfiye Payı Ayrımı

Bankaların fon satış emirlerini yerine getirmemesinin hukuki sonuçları somut olarak karşımıza 17 Eylül 2026’da tasfiye kararı verilen fonlarda karşımıza çıkmaktadır.

SPK’nın 2026/61 sayılı Bültende yapılan açıklamada 17 Eylül 2026 13:30 öncesinde TEFAS’a iletilen iletmiş, ancak ancak fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması sebebiyle takası tamamlanmamış talimatlar, “fon borcu” kabul edileceği açıklanmıştır. Akabinde SPK’nın 28 Eylül 2026 tarihli açıklmasında 17 Eylül’de verilen tüm talimatların geçersiz sayıldığı ve 16 Eylül ve öncesi satış talimatların “fon borcu” sayılacağı açıklanmıştır.

16 Eylül ve öncesinde, satış talimatı TEFAS’a iletilen yatırımcılar açısından şöyle bir fark doğmaktadır:

  • Genel Tasfiyeye Tabi Olan Emirler: SPK’nın 28 Eylül yaptığı açıklamayla 17 Eylülde verilen tüm emirler (saat 13:30 öncesi veya sonrası fark etmeksizin) iptal edilmiştir. Bu gruptaki yatırımcılar katılma payı oranına göre genel tasfiye bakiyesinden alacaklarını alacaklardır. (Tasfiye kapsamındaki fonlarda 2/3939 sayılı Kanun uyarınca işletilecek genel tasfiye kuralları, MKK enflasyon endekslemesi ve 1 milyon TL tavanlı ara ödeme hesaplama esasları için Fon Ara Ödemelerinde Yatırımcı Hakları başlıklı rehberimizi inceleyebilirsiniz.)

  • Gerçekleşmemiş Emirlerin Fon Borcu Sayılması: 16 Eylül ve öncesinde TEFAS'a iletilen, ancak gerçeklemeyen talimatlar ise "fon borcu" kabul edilmektedir. Fon borcu, öncelikli alacaklılar konumdadır.

  • Banka Kusuruyla İletilmeyen Emirler: 16 Eylül 2026 veya öncesinde satış talimatı vermesine rağmen emri TEFAS’a iletilmeyen yatırımcılar da genel tasfiyeye tabi olan yatırımcılar arasında dahil olmuştur. Katılma payı alacakları fon borcu olarak kaydedilmemiş ve öncelikli alacak hakkını kazamamıştır.

Fon borcu, kesin bir ödeme taahhüdü anlamına gelmemektedir. Tasfiye edilen fonlar akabinde kalan para miktarından sırasıyla yatırımcılara ödenmektedir. SPK'nın tasfiye süresini 6 aya uzatması da 16 Eylül öncesi emirlerin öncelikli fon borcu niteliğini etkilememektedir.

(SPK'nın 17 Eylül kararlarıyla TEFAS'ı kapatması ve emirleri iptal etmesine karşı 16 Kasım 2026 tarihine kadar açılabilecek idari davalar için PBLK ve Fon Mağdurları İçin SPK'ya Karşı İptal ve Tazminat Davası çalışmamıza başvurabilirsiniz.)

Pay Piyasasında: Stop-Loss Engelinin Doğurduğu Taban Serisi ve Katlanan Zarar

Pay Piyasasında: Stop-Loss Engelinin Doğurduğu Taban Serisi ve Katlanan Zarar

16 Eylül tarihinden sonra Borsa İstanbul Pay Piyasası'nda da ciddi düşüler görülmüştür. Bu zararların önüne geçilmesinin yegane yolu da yatırımcıların zararını belirli bir kademede durdurmasıdır. Geçerli bir satış emri, sistem kilitlenmesi sebebiyle BISTECH altyapısına iletilmediği takdirde, yatırımcının riskten kaçınma imkânı tamamen elinden alınmaktadır.

Zararı durdurma iradesi engellenen yatırımcı, hissenin peş peşe devre kesiciye girmesi ve arka arkaya taban fiyatlara oturması karşısında zararı artmaktadır. Aynı şekilde, 16 Eylül tarihinde pay senetlerinde satış emirlerinin yerine getirilmemesi de aracı kurumların sorumluluğunu gündeme getirmektedir.

Bankaların Satış Emirlerini Yerine Getirmemesi Sebebiyle Sorumluluk ve Tazminat Davası

Banka veya aracı kurumların müşteri emirlerini piyasaya iletmemesi veya hatalı iletmesi sözleşme aykırılık, ayrıca yatırımcılara karşı özen ve sadakat yükümlülüğünün ihlalini oluşturur. Yatırım kuruluşu ile müşteri arasındaki hukuki ilişki, Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 502 vd. kapsamında bir vekâlet ilişkisi mevcuttur. TBK m. 506 gereğince müvekkilinin menfaatlerini gözetmek, ağırlaştırılmış sadakat ve özen borcuyla hareket etmek zorundadır.

Bankaların "teknik arıza", "yazılım kilitlenmesi" veya "aşırı sistem yoğunluğu" gibi gerekçelerle işlem emirlerini TEFAS veya Borsa İstanbul’a iletmemesi haklı gerekçe oluşturmamaktadır. Yatırım Kuruluşları Tebliğ m.30/1 hükmü emir iletimine aracılık eden kuruluşlara açık ve emredici bir sorumluluk yüklemiştir:

Yatırım Kuruluşları Tebliğ m.30/1 hükmü emir iletimine aracılık eden kuruluşlara açık ve emredici bir sorumluluk yüklemiştir:

“Yatırım kuruluşu, alım satım aracılığı faaliyetlerinin icrası sırasında müşterilerin fiyat, maliyet, hız, takas, saklama, karşı taraf ve benzeri hususlardaki tercihlerini göz önüne alarak emir gerçekleştirme politikası çerçevesinde müşteri için mümkün olan en iyi sonucu verecek şekilde emirleri yerine getirmekle yükümlüdür.”

Aracı kurumlar, III-37.1 sayılı Tebliğ m. 35 uyarınca yoğun işlem günlerinde sistemin çökmesini engelleyecek felaket kurtarma merkezlerini ve ikincil yedek sunucuları kurmakla mükelleftir.

Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 18/2 uyarınca basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü altındaki bankalar, öngörülebilir işlem yoğunluklarını mazeret gösteremez. TBK m. 112 gereğince borcun gereği gibi ifa edilmediği bu uyuşmazlıklarda kusursuz olduğunu ispat yükü davalı bankadadır. Nitekim, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin (21.11.2024, E. 2022/713, K. 2024/1825) emsal kararında; aracı kurumun teknik arıza savunmasına karşılık, aynı zaman diliminde başka müşterilerin işlemlerinin gerçekleştiği tespit edilmiş ve kusursuzluğunu kanıtlayamayan kurumun yatırımcının kâr kaybını tazmin etmesine hükmedilmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (2025/4003 E., 2026/3254 K.), yatırım kuruluşlarının mevzuatın emrettiği operasyonel altyapı, log mekanizması ve dürüst emir iletim kurallarına riayet etmemesi hâlinde doğan zarardan doğrudan sorumlu tutulacağını içtihat etmiştir.

İspat Yükü ve Kullanılabilecek Deliller

İspat Yükü ve Kullanılabilecek Deliller

Sermaye piyasası uyuşmazlıklarında ispat mekanizması iki kademeli işler. Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ (III-45.1) m. 8/4 uyarınca, satış emri vermesine rağmen işlemin yapılmadığını iddia eden yatırımcı öncelikle geçerli bir emir verme girişiminde bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür. Ancak bu ispat için yalnızca cep telefonundan alınan bir "ekran görüntüsü" (screenshot) yeterli değildir; çünkü ekran görüntüsü emrin aracı kurumun sunucusuna (OMS) ulaştığını tek başına kanıtlamaz.

Müşterinin işlem girişimini belgelemesi üzerine ispat yükü davalı kuruma geçer. III-45.1 sayılı Tebliğ m. 8/2 uyarınca yatırım kuruluşları; internet ve mobil ortamda verilen tüm emirlerde tarih, zaman, müşteri bilgisi, IP numaraları ve emri veren kaynağı gösterecek elektronik log kayıtlarını değişmez şekilde tutmak zorundadır. İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (08.02.2024, E. 2019/634, K. 2024/115) dosyasında görüldüğü üzere; bankanın ses veya veri kayıtlarının "manyetik alandan bozulduğu veya silindiği" yönündeki savunması, emrin varlığı konusunda kurum aleyhine delil karinesi teşkil eder. Bankaların "hesap ekstresine süresinde itiraz etmediniz" savunması da log kayıtları karşısında doğrudan bir delil değeri taşımaz.

Dava öncesinde HMK m. 400 uyarınca mahkemeden delil tespiti istenerek veya dava esnasında HMK m. 219 (belge ibraz mecburiyeti) kapsamında kurumdan celbi istenecek başlıca deliller şunlardır:

  • Mobil ve internet bankacılığı kullanıcı oturum açma (login/session), IP ve port kayıtları.

  • Emrin ekranda onaylandığı tarih, saat, dakika ve milisaniye zaman damgası.

  • Kurum Emir Yönetim Sistemi'nin (OMS) ürettiği işlem referans numarası.

  • Emrin TEFAS veya Borsa İstanbul FIX Gateway noktasına sevk edilme ve sistemden dönen ret/bekleme hata kodları.

  • Hisseler bakımından emrin verildiği anda piyasada alıcıların bulunduğunu ve zaman önceliğiyle eşleşebileceğini ispatlayan BISTECH Emir Defteri (Order Book) derinlik verileri.

  • Müşteri iletişim merkezi telefon ses kayıtları, hata ekranları ve olay gününe ait sunucu kesinti raporları.

Emirlerin resmi kanallardan verilmesi şarttır; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (19.12.2023, E. 2021/941, K. 2023/954) kararında belirtildiği üzere WhatsApp veya şahsi mesajlaşma uygulamalarından temsilciye yazılan talimatlar mevzuata uygun geçerli bir borsa emri sayılmaz.

Maddi Zararın Hesaplanması ve Zararı Azaltma Yükümlülüğü

Maddi Zararın Hesaplanması ve Zararı Azaltma Yükümlülüğü

Tazminatın ölçüsü; kurum ihlali olmasaydı yatırımcının bulunacağı malvarlığı durumu ile fiilen gerçekleşen durum arasındaki farktır:

  • Yatırım Fonlarında Zarar Hesabı: Emrin zamanında iletilmesi durumunda fon izahnamesi uyarınca paranın hesaba geçeceği resmi valör tarihindeki net pay bedeli esas alınır. Formül; (Pay Adedi x Valör Tarihindeki Pay Fiyatı) - (Tasfiyeden Alınan Ara Ödeme + Nihai Tasfiye Payı) şeklinde işletilir. Aradaki bakiye fark doğrudan bankadan tahsil edilir.

  • Hisse Senetlerinde Zarar Hesabı: Formül; (Emrin Onaylandığı Andaki Piyasa/Limit Fiyat - Sistemin Açılmasından Sonra Fiilen Elden Çıkarılan Dip Fiyat) x Pay Adedi olarak uygulanır. Kurumun sistemsel kilitlenmesi yüzünden stop-loss (zarar kes) emri çalıştırılamayan hissenin peş peşe tabana kilitlenmesi hâlinde, katlanarak büyüyen tüm fiyat kayması zararı kurumun sorumluluğundadır.

  • Faiz ve Munzam Zarar: Zarar tutarına, emrin nakde dönmesi gereken valör veya işlem tarihinden itibaren ticari işlerde geçerli avans faizi işletilir. Enflasyon karşısındaki reel satın alma gücü kaybı için TBK m. 122 gereğince munzam zarar talep edilir.

TBK m. 52 kapsamında yatırımcının zararı azaltma mükellefiyeti bulunsa da; fon alım-satımının SPK kararıyla durdurulduğu veya hissenin günlerce tabana kilitlendiği kriz ortamlarında yatırımcının "pozisyonunu sonradan kapatma imkânı" fiilen bulunmamaktadır. Bu sebeple illiyet bağı kesilmez ve yatırımcı aleyhine müterafik kusur indirimi yapılamaz.

Davalı Taraf, Görevli ve Yetkili Mahkeme

Sermaye piyasası operasyonlarında davanın doğru muhataplara yöneltilmesi hak kaybını önler:

  • Davalı Taraf: Asıl muhatap, emri alıp TEFAS'a veya borsaya iletmeyen dağıtıcı banka veya aracı kurumdur. Fon portföyünün mevzuata aykırı yönetilmesi durumunda portföy yönetim şirketi (PYŞ) yöneticileri 2/3939 sayılı Kanun m. 5 uyarınca şahsi malvarlıklarıyla; saklama görevini ihmal eden portföy saklayıcısı ise SerPK m. 56 uyarınca müteselsilen davalı gösterilebilir. SPK tarafından atanan tasfiye memuru bankalar (İş Bankası/Ziraat Bankası) ise geçmiş dönem operasyonel zararlarından sorumlu olmayıp yalnızca tasfiye sürecindeki kendi işlemlerinden mesuldür.

  • Görevli Mahkeme: Sermaye piyasası faaliyetleri TTK m. 4 uyarınca mutlak ticari dava niteliğindedir. Bu nedenle görevli yargı yeri Tüketici Mahkemeleri değil, Asliye Ticaret Mahkemesidir (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/713).

  • Yetkili Mahkeme: HMK m. 6 genel yetki kuralı uyarınca davalı bankanın veya aracı kurumun genel merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.

Dava Şartı Zorunlu Arabuluculuk ve Alternatif Çözüm Yolları

Zarara uğrayan yatırımcının izleyebileceği yargısal ve alternatif denetim yolları belirli usul kurallarına tabidir:

1. Dava Şartı Zorunlu Ticari Arabuluculuk (TTK m. 5/A)

Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari tazminat alacaklarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması kanuni dava şartıdır. Dava açmak için bankaya önceden başvurup 30 gün bekleme zorunluluğu kesinlikle yoktur. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması hâlinde düzenlenen son tutanakla birlikte doğrudan Asliye Ticaret Mahkemesinde HMK m. 109/4 kapsamında kısmi tazminat davası ikame edilir. Kısmi dava açılmasıyla alacağın tamamı için zamanaşımı kesilir ve tasfiye bankasından yargılama sürerken yatan ara ödemeler mahkemede doğrudan mahsup edilir.

2. Noter İhtarnamesi Keşidesi (Temerrüt ve Log İhtarı)

Dava açılmadan veya arabuluculuğa gidilmeden önce davalı kuruma noter kanalıyla ihtarname gönderilmelidir. Bu ihtarname; bankayı TBK m. 117 uyarınca temerrüde düşürerek ticari avans faizini başlatır, emrin SPK kararı uyarınca "öncelikli fon borcu listesine" alınmasını talep eder ve kurumdaki 16 kalem elektronik log kaydının silinmesini önleyecek yasal bildirimi sağlar. İhtarnamede kuruma 3 ila 7 günlük kesin bir ödeme süresi tanınır.

3. Alternatif Çözüm Yolları: TSPB ve Borsa Tahkimi

Yatırımcı dava masrafı yapmaksızın uyuşmazlığı çözmek isterse alternatif hakem heyetlerine başvurabilir:

  • TSPB Müşteri Uyuşmazlıkları Hakem Heyeti: Bu heyete gidebilmek için öncelikle ilgili banka veya aracı kuruma yazılı müracaat edilmesi ve kurumun vereceği 30 günlük cevap süresinin beklenmesi zorunludur. Kurum başvuruyu reddederse veya 30 gün içinde yanıt vermezse, bu sürenin bitimini izleyen 60 gün içinde tspb ve borsa tahkimi çerçevesinde Hakem Heyetine başvurulabilir.

  • Borsa İstanbul Uyuşmazlık Komitesi: Pay piyasası işlemlerindeki gecikmelerde uyuşmazlığın doğduğu tarihten itibaren 30 gün içinde Borsa Yönetim Kurulu'na başvurulabilir.

  • SPK İdari Şikâyet Yolu: Kurulun yapacağı inceleme kuruma idari para cezası uygulanmasını sağlayabilir; ancak SPK şikâyeti adli yargıdaki tazminat zamanaşımı ve dava sürelerini durdurmaz. Bu nedenle idari süreç beklenirken hukuki dava adımları geciktirilmemelidir.

Sonuç ve Yatırımcılar İçin Hukuki Yol Haritası

16 Eylül ve öncesinde sisteme girilen geçerli fon talimatlarının TEFAS'a aktarılmaması veya Borsa İstanbul'da hisse senedi stop-loss emirlerinin altyapı çökmesiyle iletilmemesi; yatırım kuruluşlarının III-37.1 sayılı Tebliğ'deki en iyi icra yükümlülüğünün ve TTK m. 18/2'deki basiretli tacir standardının açık ve ağır bir ihlalidir.

Zarara uğrayan tasarruf sahiplerinin izlemesi gereken hukuki adımlar şunlardır:

  1. Kuruma 11 zorunlu unsuru içeren noter ihtarnamesi çekilerek, 16 kalem elektronik işlem kütüğünün (Audit Trail ve FIX logları) muhafaza altına alınmasını ve temerrüt faizini başlatmak.

  2. Tasfiye memuru bankalara eşzamanlı bildirimle "fon borcu" listesine kayıt talep etmek.

  3. Bankaların veya tasfiye bankalarının sunacağı olası ara ödeme, ibra ve feragatname metinlerine "Fazlaya ilişkin dava haklarım saklıdır" ihtirazi kaydını düşmek.

  4. Delillerin silinmesi riskine karşı Asliye Ticaret Mahkemesinden HMK m. 400 uyarınca ivedilikle delil tespiti istemek.

  5. Zorunlu arabuluculuk sürecinin ardından Asliye Ticaret Mahkemesinde kısmi tazminat davası (HMK m. 109/4) ikame etmek.

Sürecin gerektirdiği yüksek teknik log analizleri ve bilişim ispat hukuku karşısında sürecin bir sermaye piyasası hukuku avukatı gözetiminde yürütülmesi hayati önem taşımaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Merak edilenler

Emir TEFAS’a fiilen ulaşmış ve işlemlerin durdurulması sebebiyle gerçekleşmemişse karşılığı fon hesabına borç kaydedilir ve nakitten öncelikli ödenir. Emrin yalnızca banka ekranında oluşturulmuş olması yetmez; TEFAS iletim kaydı ispatlanmalıdır.

Evet. 16 Eylül ve öncesinde TEFAS üzerinden verilmiş ve sistem kapatıldığı için tamamlanamamış emirler, SPK bülteni uyarınca öncelikli fon borcu kabul edilir.

İptal/Ret nedeni incelenmelidir. Emir TEFAS’a ulaştıktan sonra SPK kararıyla otomatik iptal edilmişse fon borcu sayılır. Ancak emrin havuzda unutulması (iletişim kopukluğu) sebebiyle düşmesi bankanın hizmet kusurudur; bu zararın muhatabı fon değil doğrudan bankadır. Yatırımcı kaynaklı (bakiye yokluğu, müşteri talebi vb.) retlerde ise hak iddia edilemez.

Tasfiyeyi yürüten bankaya (İş Bankası veya Ziraat Bankası), fon kurucusuna ve emri alan kuruma ihtarname çekilerek emir numarası üzerinden mutabakat durumu sorulmalıdır.

Hayır. SPK'nın 20 Eylül 2026 tarihli (59/1710) kararı varlıkların değerinde satılması için azami bir takvim belirlemiştir; 16 Eylül öncesi emirlerin öncelik sırasını kesinlikle etkilemez.

Tasfiyeden tahsil edilemeyen bakiye zararlar için; mevzuata aykırı fon yönetimi yapan portföy şirketinin yöneticilerine (2/3939 K. m. 5 gereği şahsi malvarlıklarıyla) ve emri iletmeyen aracı kurumlara tazminat davası açılır.

Hayır. YTM koruması, yatırım kuruluşunun iflası hâlinde hisse veya nakit teslim edilememesi durumunda devreye girer; emrin iletilmemesinden doğan fiyat/valör farkı zararlarını kapsamaz.

Hayır. Delillerin (log kayıtlarının) kaybolmaması, zamanaşımı sürelerinin durdurulması ve faizin başlatılması için doğrudan HMK m. 109/4 uyarınca kısmi dava açılmalıdır. Yargılama sürerken alınan tasfiye ödemeleri mahkemede zarardan otomatik mahsup edilir.

İçeriklerimiz, güncel mevzuat ve içtihatlar esas alınarak alanında uzman avukat tarafından hazırlanır; yeni gelişmelerde düzenli olarak güncellenir.

  1. 1.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Erişim: 8 Kasım 2026
  2. 2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Erişim: 8 Kasım 2026
  3. 3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Erişim: 8 Kasım 2026

Yasal UyarıBu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışınız.

SK Hukuk Danışmanlık

Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Şafak & Koparan Hukuk ve Danışmanlık olarak akademik birikim ve sektörel tecrübeyle yanınızdayız. Durumunuzu bir ön görüşmede birlikte değerlendirelim.

WhatsAppHakkımızda
İlgili Yazılar

Bunları da inceleyin