El Atmanın Önlenmesi

El Atmanın Önlenmesi

El atmanın önlenmesi (müdahalenin men-i) davası, bir taşınır veya taşınmaz mal varlığına haksız olarak müdahalelerin sona erdirilmesi için açılan dava türüdür. Haksız olarak müdahalede bulunulan mal varlığın maliki, intifa hakkı sahibi veya kiracısı olma şartı yoktur.

SK Hukuk & Danışmanlık olarak bu içerikte el atmanın önlenmesi davasının şartları, yargılama süreci ve karar sonraki aşamaları detaylı olarak ele alacağız.

El Atmanın Önlenmesi (Müdahalenin Men-i) Davası Nedir?

müdahalenin meni, bir kimsenin mal varlığına hak sahibinin rızası dışında ve hukuka aykırı olarak müdahaleyi ifade eder. Örneğin; ortak mülkiyetli taşınmazda paydaşlardan birinin, diğer bir paydaşın haksız olarak payını kullanmasıdır. Bir arsa üzerinde kaçak yapı inşaat yapılması veya kat mülkiyetli yapılarda ortak alanın işgal edilmesi. Haksız iştigalin birçok tezahürü vardır.

El atmanın önlenmesi (müdahalenin men-i) davası, bir taşınmaz veya taşınır mal varlığı üzerindeki ayni ya da şahsi hakka yönelik müdanelerin sona erdirilmesi için açılan davadır. Bir evin veya aracın kullanımını sonlandırmak buna örnektir. Bir kişinin mal varlığına yönelik haksız müdahaleleri sona erdirmek için müdahalenin men-i davası açılır.

Hangi Durumlarda El Atmanın Önlenmesi Davası Açılır?

Müdahalenin menfi davası açılabilmesi için şu şartların gerçekleşmiş olması gerekmektedir:

  • Davacının malik veya aynı hakka sahip olması,
  • Mal varlığına müdahale veya müdahalenin tehlikesi olması
  • Haksız bir müdahalenin menfi talep edilmesi gerekir.

Davacının Malik veya Aynı Hakkı Sahip olması

Öncelikle el atmanın önlenmesi davası açılabilmesi için, üzerinde hukuken hak iddia edilen bir taşınmaz veya taşınır mal varlığı olması gerekir. Haksız müdahale edilen mal varlığı üzerinde; malik, oturma hakkı, intifa hakkı veya kira sözleşmesinden kaynaklı kiracı olunması mümkündür. Önemli olan üzerinde hakka sahip olduğunun bir taşınır veya taşınmaza müdahale olmasıdır.

Bir taşınır veya taşınmazın kime ait olduğu ihtilaflıysa, ilk önce istihkak davasının açılması gerekir. İstihkak davasıyla mal varlığının kime ait olduğunun tespit edilmesi ve akabinde müdahalenin meni davası açılması gerekir.

(İstihkak davası hakkında detaylı bilgi için “İstihkak Davasıadlı makalemizi inceleyebilirsiniz.)

Mevcut Bir El Atma veya El Atmanın Tehlikesi Olması

Mal varlığına yönelik bir müdahalenin var olması veya olma ihtimalinin bulunması gerekir. Örneğin; bir taşınmaz üzerinde kaçak yapının bulunması veya kaçak yapımı hazırlıklarının (tehlikesinin) bulunması gerekir. Ancak, bitmiş bir müdahaleye yönelik el atmanın önlenmesi davası açılamaz.

Örneğin; taşınmaz üzerinde yer alan kaçak yapı yıkıldıktan sonra, el atmanın önlenmesi davasının açılmasında bir hukuki fayda yoktur. Artık, geçmişse haksız kullanımdan dolayı ecrimisil davası açılması mümkündür.

El Atmanın Hukuka Aykırı Olması

El Atmanın Hukuka Aykırı Olması

Bir taşınmaza veya taşınıra müdahalenin hukuki dayanağı olmaması gerekir. Örneğin; taşınmazını satan eski malikin halen taşınmayı kullanmaya devam etmesi hukuka aykırı bir el atmadır. Aynı şekilde, araç kira sözleşmesi uyarınca kullanım süresi bitmesine rağmen aracın kullanılması müdahalenin menini gerektirir.

el atmanın önlenmesi davasını kimler açabilir?

Men-i Müdahale ile Birlikte Açılabilecek Ek Davalar

Müdahalenin meni davasıyla birlikte hukuka aykırı el atma sona erdirilmektedir. Bu haksız el atmanın önlenmesiyle birlikte mahkemeden; el atma boyunca ortaya çıkan zararların tazmini ve eski hale getirme talep edilmelidir.

Ecrimisil (Haksız İştigal Tazminatı)

Ecrimisil davası, haksız olarak bir mal varlığına müdahale haksız iştigal tazminatı için açılan davadır. Uygulamada müdahalenin meni davasıyla birlikte talep edilmektedir.

Haksız olarak mal varlığına el atan kişiden tazminat talep edebilmek için:

  • Haksız bir iştigal olmalıdır.
  • İştigal edenin kötü niyetli, yani haksız olarak bir mal varlığına el attığını biliyor veya biliyor olması gerekir.
  • Kötü niyetli el atmanın sonucunda hak sahibinin zarara uğraması gerekir.

Ecrimisil talebinde 5 yıllık zamanaşımı süresi vardır. Dava tarihinden geriye dönük olarak 5 yıllık haksız iştigal tazminatı talep edilmektedir.

Haksız iştigal tazminatında dikkat edilecek en önemli hususlardan biri intifadan men şartıdır. Paylı veya elbirliği mülkiyette, diğer ortaklardan ecrimisil tazminatı talep edebilmek için intifadan men şartı aranır.

Süreçteki tüm teknik hesaplama yöntemleri, dava şartları ve harçlar hakkında daha geniş bilgi edinmek için ecrimisil davası başlıklı yazımızda inceleyebilirsiniz.

Kal (Yıkım) ve Eski Hale Getirme Talebi

Kal davası olarak bilinen yıkım talebi, bir taşınmaz üzerinde hukuka aykırı olarak inşa edilmiş yapıların yıktırılmasıdır. TMM m.722 uyarınca, taşınmaz malikinin rızası olmaksızın yapılan ve yıkılması aşırı zarar doğurmayan yapıların yıkılması talep edilebilir.

Yapının yıkılması halinde doğacak ekonomik zarar çok fazlaysa (aşırı zarar), yapı yıkılamaz. Bu durumda, iyi niyet durumuna göre arsa sahibi “muhik tazminat” veya “en az levazım bedeli” ödeyerek yapının mülkiyetini alabilir (TMK m. 723). Eğer yapının değeri arsa değerinden açıkça fazlaysa ve yapıyı yapan kişi iyiniyetliyse, uygun bir bedel karşılığında arsa mülkiyetinin yapı sahibine devri (TMK m. 724 temliken tescil) gündeme gelebilir.

Bununla birlikte haksız el atma nedeniyle zedelenmiş veya bozulmuş olan malın eski durumuna getirilmesi de mahkemeden talep edilebilir:

  • Tarlada veya arazide izinsiz şekilde ark ya da su yolu açıldıysa, açılan bu arkın kapatılması ve su geçirilmesinin engellenmesi,
  • Taşınmazın üzerine hukuka aykırı olarak dökülen moloz, çöp, taş veya toprağın bütünüyle temizlenmesi,
  • Geçit irtifakı veya hakkı kurulmadan izinsiz bir yol inşa edildiyse, yapılan bu yolun kaldırılması,
  • Arazi üzerine izinsiz olarak bırakılan makine, teçhizat, tarım aletleri veya diğer malların mülkten uzaklaştırılması,
  • Hakkı olmaksızın araziye izinsiz olarak dikilen ağaçların veya ekilen tarım ürünlerinin kaldırılması.

El Atmanın Önlenmesi Davasını Kimler Açabilir?

El Atmanın Önlenmesi Davasını Kimler Açabilir?

Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 683/2 hükmü, el atmanın önlenmesi davasını açabilecek kişi olarak doğrudan “malik” sıfatına yer vermiştir. Ancak Yargıtay uygulamalarına göre, ayni veya şahsi bir hakka dayanması fark etmeksizin, taşınmaz üzerindeki kullanım hakkı haksızca engellenen birçok kişi bu davayı açabilir.

Müdahalenin meni davası açma hakkı olan kişileri şu şekilde kategorize edebiliriz:

  • Mülk Sahibi (Malik): Tapu siciline kayıtlı olan taşınmaz malikleri (ev, arsa, tarla sahipleri) ile malın fiili zilyetliğine (kullanımına) sahip olan malikler bu davayı her zaman açabilir.
  • Paydaşlar ve Mirasçılar: Hisseli tapularda paylı mülkiyet ortaklarından her biri, miras kalan ve henüz paylaşımı yapılmamış elbirliği mülkiyeti durumlarında ise mirasçılardan herhangi biri, diğer ortakların onayını almak zorunda kalmadan tek başına dava açma hakkına sahiptir.
  • Mülkiyet Dışındaki Ayni Hak Sahipleri: Taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı olmasa bile; oturma hakkı (sükna), kullanım hakkı (intifa), geçit hakkı veya üst hakkı gibi sınırlı ayni hakları üçüncü kişilerce ihlal edilen hak sahipleri.
  • Şahsi Hak Sahipleri (Kiracılar): Yargıtay uygulamalarında, haksız işgale uğrayan taşınmazı yasal olarak kullanan kiracıların da müdahalenin meni davası açabileceği kabul edilmiştir. Bu durumda, hak kaybı yaşamamak için şahsi hakkın varlığını kanıtlayan yazılı kira sözleşmesinin mahkemeye eksiksiz sunulması gerekir.
  • Kat Malikleri ve Apartman/Site Yöneticisi: Kat mülkiyetine tabi binalarda; çatı, bahçe, sığınak veya koridor gibi ortak alanlara yönelik bir haksız işgal söz konusu olduğunda, her bir kat maliki tek başına dava açabileceği gibi, apartman veya site yöneticisi de aldığı yetkiyle bu davayı açabilir.

El Atmanın Önlenmesi Davası Kime Karşı Açılır?

Müdahalenin meni, haksız olarak mal varlığına el atanan kişi veya kuruma yöneltilir. Somut olayın niteliğine göre davalı sıfatı değişmektedir:

  • Haksız İşgalci Üçüncü Kişiler: Arsanız, eviniz veya tarlanız üzerinde hiçbir yasal bağı (kira sözleşmesi, muvafakat vb.) olmadığı halde haksız yere yapı inşa eden, mülkünüzü izinsiz kullanan veya tecavüzlü fiilde bulunan tüm üçüncü kişilere karşı dava yöneltilmektedir.
  • Mirasçılar ve Paydaşlar: Mülkün ortaklarından birinin, diğer ortakların kullanım hakkını engellemesi durumunda dava diğer paydaşlara karşı açılır. Paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyeti fark etmeksizin, mülkü tek başına gasp eden diğer hissedarlara karşı müdahalenin meni talep edilebilir.
  • Kamu Kurumları ve İdareler: Belediyeler, bakanlıklar veya devlet kurumları, usulüne uygun bir kamulaştırma yapmadan özel mülkünüze fiilen müdahale etmişse (arsanızdan izinsiz yol geçirmek, elektrik direği dikmek vb.) dava doğrudan ilgili kamu idaresine karşı açılır. Hukukta buna kamulaştırmasız el atma denir ve davanın adli yargıda (Asliye Hukuk Mahkemesi) çözülmesi gerekir.

El Atmanın Önlenmesi Davasında Görevli Mahkeme Neresidir?

El atmanın önlenmesi (müdahalenin meni) davasında genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Ancak, müdahalenin niteliğine göre davanın görüleceği mahkeme farklılık göstermektedir:

  • Üçüncü Kişilerin Haksız El Atması: Bir taşınmaz veya taşınır mal varlığına üçüncü kişilerin haksız müdahalesi halinde, Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açılması gerekmektedir.
  • Kat Mülkiyetinden Kaynaklanan Davalarda: Ortak yerlere müdahale gibi Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan davalarda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1-1275 Esas, 2019/752 K. sayılı kararında, ortak alanlara müdahalenin meninde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi değil, Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu yönünde karar vermiştir.
  • İdareye Karşı Davalar: İdarenin kamulaştırmasız el atma veya kamulaştırma sürecinde bedel tespitine yönelik davalar Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülmektedir. Nitekim, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu m.37 şu şekilde düzenlenmiştir: “Bu Kanundan doğan tüm anlaşmazlıkların adli yargıda çözümlenmesi gerekenleri, taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemelerinde basit yargılama usulü ile görülür.” Bununla birlikte, taşınmazın kullanımını fiilen engelleyen idari kararlara (örneğin imar projelerine) karşı ise idare mahkemesinde dava açılması gerekmektedir.

El Atmanın Önlenmesi Davası Nerede Açılır? (Yetkili Mahkeme)

Müdahalenin meni davasında yetkili mahkeme, davanın hangi il ve ilçede açılacağının belirlenmesidir. Dava konusu mal varlığının niteliğine göre yetkili mahkeçe şöyledir:

  • Taşınmaz Mallarda (Kesin Yetki): Hukuk Muhakemeler Kanunu (HMK)12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yerdeki mahkemelerde dava açılması gerekir. Bu kesin yetki kuralı olup, dava farklı yerde açılması halinde usulden reddedilecektir.
  • Taşınır Mallarda (Genel Yetki): Bir otomobil veya bir eşyaya yönelik el atmanın önlemesi talep edilmesi halinde, genel yetki kuralı olan, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılmalıdır.

El Atmanın Önlenmesi Davasında Zamanaşımı Süresi

El atmanın önlenmesi (müdahalenin meni) davasında herhangi bir zamanaşımı süresi yoktur. Müdahalenin veya müdahale tehlikesinin devam ettiği süre boyunca açılması mümkündür.

Mal varlığına müdahalenin sona ermesi halinde bu davaların açılması mümkün değildir. Müdahale sona erdikten sonra talep edilecek tazminat davasında bir zamanaşımı süresi mevcuttur. Haksız el atma, Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.49 uyarınca bir haksız fiildir. Haksız fiilden kaynaklı tazminat taleplerin, fiilin öğrenildiği tarihten 2 yıl, her halükarda 10 yıl içerisinde açılmalıdır.

El Atmanın Önlenmesi Davasında Yargılama Süreci ve Kararın Uygulanması

El Atmanın Önlenmesi Davasında Yargılama Süreci ve Kararın Uygulanması

El atmanın önlenmesi (müdahalenin meni) davası, görevli ve yetkili mahkemenin tayini ve davalı tarafın tespiti sonrasında, mahkeme sunulacak dilekçeyle açılmaktadır. Yargılama sürecinde; ihtiyati tedbir, ispat yükü ve kararın uygulanması gibi birçok önemli husus bulunmaktadır.

Men-i Müdahale ile Birlikte Açılabilecek Ek Davalar

Müdahalenin meni davasıyla birlikte hukuka aykırı el atma sona erdirilmektedir. Bu haksız el atmanın önlenmesiyle birlikte mahkemeden; el atma boyunca ortaya çıkan zararların tazmini ve eski hale getirme talep edilmelidir.

Haksız İşgal Tazminatı (Ecrimisil) Talebi

Haksız iştigal tazminatı, ecrimisil, bir mal varlığını hukuka aykırı kullanılmasının karşılığında talep edilen tazminattır. Ecrimisil talebi, hukuka aykırı el atmadan kaynaklı olarak geriye dönük 5 yıllık kullanma bedelini içermektedir. Örneğin; bir taşınmaz üzerinde haksız yapı kurulması halinde, geçmişe yönelik 5 yıl boyunca kullanım bedeli talep edilmektedir.

Yıkım (Kal Talebi) ve Eski Hale Getirme

El atmanın önlenmesi davasında müdahalenin sona erdirilip ve müdahale etkilerinin ortadan kaldırılması talep edilmesi mümkündür.

Kal davası olarak bilinen yıkım talebi, taşınmazlar üzerinde bulunan kaçak yapıların yıkılmasıdır. Müdahalenin meni davasında kaçak yapıların yıktırılmasının da talep edilmesi mümkündür.

El Atmanın Önlenmesi Davasında İspat Yükü Kime Aittir?

HMK m. 190/1 uyarınca ispat yükü, iddiasını ileri sürüp lehine hukuki sonuç bağlayan taraftadır. El atmanın önlenmesi davasında ispat yükü şu şekilde ilerlemektedir:

Davacının İspat Yükümlülüğü

Davacı ilk olarak haksız el atılan yerde hak sahibi olduğunu ispat etmesi gerekir. Tapu ve kadastro kayıtları, kira sözleşmesi gibi delillerin kullanması mümkündür.

Bununla birlikte davacı haksız bir iştigal olduğunu da ortaya koymalıdır. Bunu da davacı; dava açmadan önce yaptıracağı delil tespiti, fotoğraf, video ve tanık beyanları dahil her türlü delille ispat etmesi mümkündür.

Davalının İspat Yükümlülüğü

Eğer davalı taraf taşınmaza fiziksel bir müdahalede bulunduğunu kabul ediyor, ancak hukuki bir gerekçesi olduğunu ileri sürüyorsa, , ispat yükü davalıya geçer.

Davalı taraf, haksız el atmanın olmadığını şu delillerle ortaya koyabilir:

  • Paylı veya elbirliği mülkiyette paydaşlar arasında bir paylaşım olduğu ve paylaşılan yerin kullanıldığını gösteren deliller,
  • Kullanma hakkının olduğunu gösterir kira sözleşmesi veya kullanım ödüncü sözleşmesi
  • Mülk sahibinin taşınmazın kullanılmasına, üzerine yapı inşa edilmesine veya arazisinden geçilmesine açıkça izin verdiğini gösteren yazılı muvafakatnameler veya rıza beyanları

Paylı Mülkiyette ve Elbirliği Mülkiyetinde El Atmanın Önlenmesi

Paylı Mülkiyette ve Elbirliği Mülkiyetinde El Atmanın Önlenmesi

Paylı veya miras gibi el birliği mülkiyette el atmanın önlenmesi davası iki ihtimalde söz konusudur:

  • Üçüncü Kişilere Karşı Tek Başına Dava Açma Hakkı: El atma fiili, hukuki niteliği itibariyle bir haksız fiildir. Bu nedenle, elbirliği mülkiyetindeki her ortak veya paylı mülkiyetindeki her paydaş, mülke dışarıdan müdahale eden üçüncü kişilere karşı tek başına el atmanın önlenmesi davası açabilir.
  • Ortakların ve Mirasçıların Birbirine Karşı Dava Açması: Paydaşlar, taşınmazdan yararlanmalarını engelleyen diğer ortaklara karşı da müdahalenin meni davası açabilirler. Aynı şekilde mirasçıların da tek başına dava açma hakları vardır.

Nitekim, T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 2022/8-988 Esas, 2023/1233 Karar, 13/12/2023 tarihli kararı şu şekildedir;

Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyette dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13/12/2023 tarihli kararında bahsettiği gibi paydaş, kendi kısmına aitten daha fazla yer kullanması gerektiği iddia ediyorsa ortaklığın giderilmesi davası (izale-i şuyu)açması gerekmektedir.Bu noktada haksız el atmanın önlenmesi davasının açılmaması gerekir.

El Atmanın Önlenmesi Davasında Yargılama Süreci

Müdahalenin meni davası öncesinde; davalı taraf, davanın açılacağı görevli ve yetkili mahkeme ile talep edilecek hususlar (ecrimisil/yıkım kararı) tespit edilir. Bu kapsamda dava dilekçesi hazırlanarak dava açılır. Ancak, mutlaka dikkat edilmesi gereken husus, hakim taleple bağlıdır. Eğer, bir yapının yıkılma veya eski hale getirme talebi varsa mutlaka dilekçede belirtilmelidir. Aksi takdirde, mahkeme kendiliğinden kal (yıkım) kararı veremez.

Yargılama sürecinde önem arz eden hususlar şunlardır:

El Atmanın Önlenmesi Zorunlu Arabuluculuğa Tabi Midir?

Müdalenin meni davası zorunlu dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Dava kapsamında haksız iştigal talep edilmiş olsa dahi, arabuluculuğa başvurmadan dava açılması mümkündür.

İhtiyati Tedbirle Hızlıca Müdahalenin Meni Sağlanabilir.

: Yargılama sürecinin uzaması ihtimaline binaen, davalının haksız eylemlerine devam etmesini veya taşınmaza kalıcı fiziki hasarlar vermesini engellemek amacıyla mahkemeden ivedilikle ihtiyati tedbir kararı talep edilmelidir. Davalı tarafın, daha fazla mülke müdahale ederek zararların önüne geçilmesi gerekir.

Keşif ve Bilirkişi Aşamasının Dikkatlice Takip Edilmesi Gerekir.

Keşif ve Bilirkişi İncelemesi: Dosya kapsamında müdahalenin niteliği ve özellikle haksız iştigal tazminatının hesaplanması için keşif yapılmalı ve bilirkişi raporu alınmalıdır. Davanın en krtik aşaması keşif ve bilirkişi aşaması olup, bu süreçlerde titizlikle dosyanın takip edilmesi gerekmektedir.

Dava açmakta haklılığın tespiti bu aşamada belli olmaktadır. Hakim, bilirkişi raporlarıyla bağlı değildir, ancak genellikle bilirkişi raporları yönünde karar vermektedir. Bu sebeple gayrimenkul hukuku avukatının bu aşamada raporları dikkatlice dikkat etmeli ve aleyhe hususlara itiraz etmelidir.

Harç ve Yargılama Giderleri

Müdahelnin meni davası nispi harca tabi olup, dava değerinin nı binde 68,31 oranında harç alınmaktadır. Ayrıca, dosya kapsamında kefiş ve bilirkişi masrafları bulunmaktadır. Bu kapsamında dava değerinin önceden belirlenmesi pek mümkün değildir. Ancak, kefiş ve bilirkişi aşaması öncesinde dava değerini düşük göstererek, davanın devam eden aşamasına göre harç tamamlanması yapılmaktadır. Bu aşamada 2026 yılı itibariyle davanın açılması için 5000-6000 TL dava masraf yeterli olacaktır. Dava sürecinde kefiş ve bilirkişi ücretlerini hakim takdir edecek olup, İstanbul’da 2026 yılı itibariyle ortalama bilirkişi masrafı 7500 TL’dir.

Mahkemenin Verebileceği Kararlar

Hukukumuzda talebe bağlılık esastır. Yani, mahkeme davacının talep ettiği hususlar doğrultusunda karar verebilecektir.

Uygulamada müdahelenin meni, ecrimisil ve haksız iştigal sebebiyle tahliye aynı anda talep edilmektedir. Öncelikle bir haksız iştiga olup olmadığı değerldirecektir.

Mahkemece davacı tarafın iddiaları haklı bulunduğu takdirde, şu şekilde karar verilmesi mümkündür:

  • Taşınmazın tahliyesi,
  • Haksız iştigal tazminatı,
  • Mevcut yapının yıktırılması,
  • Eski hale getirme

Mahkeme Kararın İcrası (El Atmanın Önlenmesi Davası Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?)

Mahkeme Kararın İcrası (El Atmanın Önlenmesi Davası Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?)

Kararın kesinleşmesinden kasıt  kanun yollarının tüketilmesidir. İstinaf ve Yargıtay aşamaları neticesinde nihai kararın ortaya çıkmasıdır.

Dava konusu bir taşınmazın mülkiyetinin kime ait olduğuna yönelik olması halinde, karar kesinleşmeden icraya konulması mümkün değildir. Örneğin; bir arsa üzerinde yapılan taşınmazın yıktırılması talep ediliyor ve davalı ilgili yapının kendisine ait olduğunu ileri sürüyorsa, burada bir taşınmazın mülkiyetini ilgilendiren dava konusu vardır. Bu durumda karar kesinleşmeden icraya konulması mümkün değildir. Bununla birlikte, bir taşınmazın aynına ilişkin olmayan hususlarda kararın kesinleşmesine gerek olmadan icrası mümkündür.

Mahkeme kararının kesinleşmesine rağmen davalı taraf haksız işgale son vermez veya tecavüzlü yapıyı yıkmazsa, İcra ve İflas Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca cebrî icra süreci başlar. Bu aşamada yıkım ve eski hale getirme masrafları icra müdürlüğü tarafından peşin olarak davacıdan alınır ve işlem tamamlandıktan sonra borçludan cebrî icra yoluyla tahsil edilir.

Dava Açmadan Önce İdari Yollarla Çözüm (Belediye ve Kaymakamlık Başvurusu)

El atmanın önlenmesi davası açılmadan önce, idari başvuru yollarıyla hızlı sonuç alınabilmesi mümkündür. Bu kapsamda haksız iştgale karşı başvuralacak idari yolar şunlardır: 

    • Kaymakamlık ve Valilik Başvurusu (3091 Sayılı Kanun): Sınır ihlali ve haksız işgallerde en hızlı idari çözüm mülki amirliklerdir. Yavaş işleyen mahkeme süreci beklenmeden Kaymakamlık veya Valiliğe başvurularak tecavüzün idari yoldan önlenmesi ve zilyetliğin korunması talep edilebilir.

    • Belediye Şikayeti ve İmar Mevzuatı: Belediyeler şahıslar arasındaki fiili işgalleri doğrudan çözemez ve kendi personeliyle tahliye işlemi yapamaz. Ancak haksız müdahale komşu parseldeki kaçak bir yapıdan kaynaklanıyorsa, belediyeye şikayette bulunarak İmar Kanunu kapsamında para cezası uygulanması ve yıkım sürecinin başlatılması sağlanabilir.

    • Kamu ve Belediye Taşınmazlarında Tahliye Usulü: İşgal edilen mülk kamuya veya belediyeye aitse süreç tamamen farklı işler. İdare, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu m. 75 uyarınca mülki amirden taşınmazın 15 gün içinde kolluk gücüyle tahliye edilmesini doğrudan isteyebilir.

Müdahalenin Meni Dilekçesi Örneği

Paylaşılan müdahalenin meni dava dilekçesi örneği bilgilendirme amaçlıdır. Her davanın parsel yapısı, delilleri ve süreleri farklı olduğundan, metni doğrudan kopyalamak hak kaybına uğramanıza yol açabilir.

Olası maddi ve hukuki zararlarla karşılaşmamak için sürecinizi uzman bir gayrimenkul avukatı ile yürütmeniz önemle tavsiye edilir.

Müdahalenin Men-i Hakkında Emsal Yargıtay Kararları

El atmanın önlenmesi davası birçok Yargıtay kararına konu olmuştur. Dava açılmadan önce, somut olaya uygun karar taraması yapmak, davanın olumlu sonuçlanması açısından büyük önem taşımaktadır.

Aşağıda bazı örnek kararlara yer verilmiştir. Benzer bir hukuki problem yaşıyorsanız, sürecin takibi ve profesyonel destek almak için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Komşu Parselden Taşan İnşaat Kararları

  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, T. 27.09.2017, E. 2015/5320, K. 2017/6948

Taşkın yapının yıkılması binanın statik yapısına ve bütünlüğüne zarar vereceği yönündeki bilirkişi raporlarına rağmen, davacının katlanma sınırını aşan bir durumun varlığı halinde, yapının yıkılması gerekir.

“…Davacının katlanılabilme sınırlarını aşan bir zararı varsa, buna son vermek için davalının yapması gereken masraf davacının zararından daha fazla olsa bile, elatmanın önlenmesine ve eski hale getirmeye karar verilmelidir. Somut olayda; teknik bilirkişi raporuna göre davalıların inşa ettikleri binanın 11.98 m2’lik bölümünün davacıların parseline taştığı kuşkusuzdur. Mahkemece, davalının temliken tescil isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacıların elatmanın önlenmesi talebinin kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar, bilirkişi raporunda tecavüzlü kısmın yıkımının binanın döşeme ve kirişlerinde statik açıdan sakınca teşkil edeceği ve binanın bütünlüğünü bozacağı belirtilmiş olsa da davacılar el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunduklarından, davalının buna katlanması gerekeceğinden, yıkım isteminin kabulü gerekir…”

  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, T. 02.07.2018, E. 2017/6063, K. 2018/4977

Dava dilekçesinde yıkım talebi olması halinde mahkemenin bu konu hakkında karar vermesi gerekmektedir.

“…birleştirilen davada davacı’nın elatmanın önlenmesi yanında yıkım talebi de bulunmaktadır. Asıl davada davacı’nın 1518 parsel sayılı taşınmazın 09/12/2014 havale tarihli teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 42,75 m²’lik kısmına müdahalesinin bulunduğu tespit edildiğine ve bu kısma dair elatmanın önlenmesine karar verildiğine göre, bu kısmın yıkımına karar verilmeyerek muazaranın ortadan bırakılması doğru değildir.”

Kamulaştırmasız El Atma ve Ortak Alan İşgali Kararları

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, T. 15.12.2010, E. 2010/5-662, K. 2010/651

İdarenin taşınmazı fiilen işgal etmesi ile imar kısıtlamaları getirilmesi mülkiyet hakkını sınırlar niteliktedir.

“Kamulaştırmasız el atma halinde kamu kurumu, Kamulaştırma Kanununa uygun hareket etmeden, ferdin malını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır… Bir kişinin taşınmazına eylemli olarak el atıp tamamen veya kısmen kullanılmasına engel olunması ile imar uygulaması sonucu o kişinin mülkiyetinde olan taşınmaza hukuken kullanmaya engel sınırlamalar getirilmesi arasında sonucu itibari ile bir fark bulunmamakta her ikisi de kişinin mülkiyet hakkının sınırlandırılması anlamında aynı sonucu doğurmaktadır.”

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, T. 15.12.2010, E. 2010/5-662, K. 2010/651

İdarenin usulüne uygun olarak kamulaştırma işlemi yapılmadan, kamulaştırmasız el atma halinde el atmanın önlenmesi davası açılabilir.

“Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibariyle, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.5.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”

Mahkeme Hükmünün İcrası ve Borçluya Süre Verilmesi Usulü

Mahkeme Hükmünün İcrası ve Borçluya Süre Verilmesi Usulü

  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, T. 18.10.2011, E. 2011/9832, K. 2011/12236

El atmanın önlenmesi davasının sonucunda aykırılığın açıkça nasıl giderileceğinin belirtilmesi yeterlidir. Davalıya ayrıca bir süre verilmemesi gerekmektedir.

“Kararın kesinleşmesiyle davalı ilamın gereğini yerine getirmediği takdirde, anılan madde hükmüne göre kararın infaz edilmesi için İcra Müdürlüğüne başvurması gerekir. Bu sebeple mahkemece zararın giderilme şekli açıkça yazılmak suretiyle hüküm kurulmasıyla yetinmek gerekirken zararın giderilmesi için davalılara 2.5 ay süre verilmesi de doğru görülmemiştir.”

Sonuç

El atmanın önlenmesi, bir mal varlığına yönelik haksız müdahalelerin sona erdirilmesi için açılan davadır. Bir taşınmazın maliki, üst hakkı sahibi veya kira sözleşmesinden kaynaklı kullanım hakkı sahibi de dava açması mümkündür.

Müdahalenin meni ortak mülkiyetli taşınmazlar da açılması mümkündür. Ortaklardan herhangi biri üçüncü kişiye karşı veya diğer ortaklara dava yöneltme hakkına sahiptir.

Uygulamada el atmanın önlemesi davasıyla birlikte ecrimisil, yıkım veya tahliye de talep edilmektedir. Dava açılmadan önce intifadan men şartları gibi birçok detaylı hususun saptanması gerekir.

SK Hukuk & Danışmanlık olarak alanında uzman gayrimenkul avukatlarıyla hizmet verilmekte olup, hukuki uyuşmazlıklarınız hakkında danışmanlık almak için bize ulaşabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

El atmanın önlenmesi davası ne kadar sürer?

El atmanın önlenmesi davaları; taşınmazın başında yapılacak keşif sürecine, harita, fen ve gayrimenkul uzmanlarından alınacak bilirkişi raporlarının hazırlanma süresine ve mahkemelerin iş yüküne bağlı olarak genellikle 1 ila 2 yıl arasında sonuçlanmaktadır.

El atmanın önlenmesi davasında ihtarname çekmek şart mı?

Mülkünüze hiçbir hakkı olmadan tecavüz eden üçüncü kişilere karşı dava açarken ihtarname çekilmesi şart değildir; doğrudan dava açılabilir. Ancak mirasçılar veya ortaklar arasında ecrimisil (tazminat) talep edilecekse, mülkten yararlanma isteğinin karşı tarafa resmi olarak bildirildiğini kanıtlayan "intifadan men" (noter ihtarnamesi) şartının yerine getirilmesi asli kuraldır.

El atmanın önlenmesi davasında dava değeri nasıl belirlenir?

Dava değeri, haksız müdahaleye uğrayan taşınmaz kısmının zemin değeri ile eğer varsa üzerinde inşa edilen ve yıkımı (kal'i) istenen haksız yapının değerinin toplamına göre belirlenir. Bu değer başlangıçta dilekçede yaklaşık olarak gösterilir; kesin tutar ise mahkemenin yapacağı keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde netleşerek harcı tamamlanır.

El atmanın önlenmesinde arabuluculuk zorunlu mu?

Üçüncü kişilerin haksız fiil niteliğindeki doğrudan işgallerinde arabuluculuk zorunlu değildir. Ancak Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan doğan ortak alan işgalleri, komşuluk hukukundan kaynaklanan sınır ihlalleri ve ortaklar/mirasçılar arasındaki pay uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması yasal bir zorunluluktur.

El atmanın önlenmesi davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?

El atmanın önlenmesi davası herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Mülkiyete yönelik hukuka aykırı müdahale veya müdahale tehlikesi devam ettiği sürece, hak sahibi bu davayı her zaman açma hakkına sahiptir. Müdahale tamamen sona erdikten sonra istenecek tazminat kalemleri ise haksız fiil zamanaşımı sürelerine tabi olur.

Bu makaleyi nasıl değerlendirdik

Uzmanlarımız bu alanı sürekli takip eder ve yeni bilgiler mevcut olduğunda makalelerimizi günceller.

  1. TAŞINMAZ MÜLKİYETİNE GERÇEKLEŞEN MÜDAHALELER VE EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI Erişim: 30/01/2026
  2. EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI Erişim: 30/01/2026

Uzmanlarımız sağlık ve hukuk alanındaki gelişmeleri sürekli takip eder; yeni bilgiler mevcut olduğunda makalelerimizi günceller.

Güncel versiyon
Yazan
skhukuk
Editör
skhukuk
Tıbbi İnceleme
skhukuk
Uzman İnceleme
Av. Kaan Şafak Marka Vekili, Avukat, Arabulucu 🏥 Şafak Koparan Hukuk Bürosu
Redaksiyon
skhukuk

Son güncelleme: 01 Haziran 2026

Avukata Sor
Uzman Avukatlarımız

Aşağıda bulunan Whatsapp ve arama linkleri üzerinden bize anında ulaşabilirsiniz.

SK Hukuk Danışmanlık

Şafak & Koparan Hukuk ve Danışmanlık Bürosu; yoğunlukla özel hukuk alanında faaliyet gösteren bir hukuk bürosudur. Büromuzun İstanbul’da Anadolu ve Avrupa yakası ile Adana’da hizmet noktaları bulunmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir