Blog
Eser Sahipliğinin Tespiti Davası ve Şartları
-
skhukuk
Eser sahipliğinin tespiti davası, bir eserin kime ait olduğunun tespiti için açılan davadır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) m.15/2 hükmünde düzenlenen bu dava telif haklarının ihlaline ve maddi/manevi kayıpların önüne geçilmeyi amaçlamaktadır. Bu noktada uzman bir telif hakları avukatı danışmanlığında süreci yönetmek, hak kaybını önlemek için önemlidir.
Bu içerikte eser sahipliğinin tespiti davasının şartları, yargılama süreci ve ispat yükü hakkında detaylı bilgi verilecektir.
Eser Sahipliğinin Tespiti Davası Nedir? (FSEK m. 15)
Eser sahipliğinin tespiti davası, bir eserin kime ait olduğunun ihtilaflı olması halinde açılmaktadır. Mahkemeden eser sahibinin tespitinin yapılması talep edilmektedir.
Uygulamada bir eserde adının belirtilmesi hakkı ihlal edildiği, telif hakkının ihlalinden dolayı dava açıldığında gülmede gelmektedir. Eserin kime ait olduğunun tespitiyle birlikte tecavüzün menfi ve tazminat talebi olmaktadır. Telif hakkının ihlali halinde talep edilebilecek hukuki imkanlar hakkında “Telif Hakkının İhlali” adlı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Hangi Durumlarda Eser Sahipliğinin Tespiti Davası Açılır?

Eser sahipliğinin tespiti davasının açılabilmesi için iki ön koşul vardır:
- FSEK Kapsamında Eser Olmalı: Öncelikle bu davanın açılabilmesi için FSEK kapsamında bir eserin var olması gerekir. Eser niteliğinde olmayan ürünler için bu davanın açılması mümkün değildir. FSEK kapsamında nelerin eser sayılacağı hakkında “FSEK Kapsamında Eser ve Eser Sahibinin Hakları” adlı makalemizi inceleyebilirsiniz.
- Eserin Kime Ait Olduğu Belli Olmamalı: Eser sahipliğinin tespiti davasının açılabilmesi için eserin kimin ortaya konulduğu belirsiz, ihtilaflı olmalıdır. Yargıtay 11. Hukuk 2012/17104 Esas, 2012/17104 Karar, 18.09.2013 tarihli kararında eser sahibinin ihtilaflı olmaması halinde, davanın açılmasında hukuki yarar olmadığına hükmetmiştir.
Aşağıda eser sahipliğinin tespiti davasının açılmasında hukuki yararın olduğu hallere yer verilmiştir.
Eser Üzerinde İsmin Belirtilmemesi veya Yanlış Yazılması
Eserin yayınlanması veya çoğaltılması aşamasında gerçek sahibinin isminin kasıtlı veya hataen çıkarılması, değiştirilmesi ya da yanlış yazılması durumunda bu davaya başvurulur.
Başkasının Eseri Kendi Adına Kaydettirmesi
Özellikle dijital platformlarda veya Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtlarında, bir başkasının eserini kendisi üretmiş gibi beyan eden kişilere karşı gerçek sahipliğin ispatı için açılır.
Ortak (Müşterek) Eserlerde Hak Sahipliği ve Oranların Belirlenmesi
Birden fazla kişinin katkısıyla oluşan eserlerde, katkı oranları ve hak sahipliği dağılımı konusunda uyuşmazlık çıkması halinde yargısal tespit zorunlu hale gelir.
Davanın Tarafları

Eser sahipliğinin tespiti davasında doğru tarafların gösterilmesi son derece önemlidir.
Davayı Kimler Açabilir?
Eser sahipliğinin tespiti davasını açabilecek kişiler:
- Eser Sahibi: Eserin yaratıcı olduğunu iddia eden kişi açabilir.
- Mirasçılar: Eser yaratıcısının ölümünden sonraki 70 yıl içerisinde mirasçılar tarafından ikame edilebilir.
- Kültür ve Turizm Bakanlığı: Ülkeye mal olmuş bir eserin varlığı halinde Kültür ve Turizm Bakanlığınca da davanın açılması mümkündür.
Dava Kime Karşı Açılır?
Dava, eser sahipliği iddiasına karşı çıkan, eseri haksız yere kendi adına kullanan veya hak sahipliğini inkar eden gerçek ya da tüzel kişilere karşı yöneltilir.
Eser Sahipliğinin tespiti Davasında İspat Yükü
Bir eserin kime ait olduğuna yönelik FSEK m.11-12 hükmünde bazı karineler öngörmüştür:
- Eserde Adının Belirtilmesi: FSEK m.11/1 uyarınca bir eserde eser sahibi olarak adının belirtilmiş olması halinde, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır.
- Kamuoyunda Belirtilmesi: FSEK m.11/2 uyarınca hakla açık yerlerde bir eserin sahibi olarak tanıtan kişi, karine olarak o eserin sahibi sayılır.
- Çoğaltan Veya Konferansı Veren: FSEK m.12 uyarınca, FSEK m.11 kapsamında bir karine mevcut olmadığı hallerde, ilgili eseri çoğaltan, konferansı veren veya temsili icra eden kişiler eser sahibine ait hakları kendi namlarına kullanmaya yetkilidir.
FSEK m.11-12 uyarınca karine olarak eser sahibi sayılan kişinin eser tespitliyi davasında açmasında bir hukuki yarar yoktur. Ancak, yukarıdaki karinelerin aksine eserin sahibi olduğunu iddia eden kişi iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
İddianın her türlü delille ispatlanması mümkündür.
Nitekim, Yargıtay Genel Hukuk Kurulu 2021/11-930 E. 2023/639 K., sayılı kararında eser sahipliğinin tespiti davasının her türlü delille ispat edilebileceğini hükmetmiştir;
“FSEK’nın 11 ve 12 nci maddelerinde düzenlenen kanuni karine, aksi ispat edilebilen adi bir kanuni karinedir. Adi kanuni karineler ancak aksi ispat edilinceye kadar delil teşkil eder ve bunların aksi kural olarak her türlü delille ispatlanabilir. Bu kapsamda FSEK’nın 15/3 maddesi ile eser sahipliğinin tespit davası düzenlenmiştir. Buna göre bir eserin kimin tarafından vücuda getirildiği ihtilaflı ise hakiki sahibi, hakkının tespitini mahkemeden isteyebilir. Tespit davası hem eserin ihlal edildiği, hem de eserin başka bir kişiye mal edildiği hallerde açılabilir.”
Eser Sahipliğinin Tespiti Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bu davalarda görevli mahkeme münhasıran Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi‘dir. Yetkili mahkeme ise kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesidir.
Eser Sahipliğinin Tespiti Davasında Zamanaşımı Süresi
Eser sahipliği hakkı, şahsiyete bağlı manevi bir hak olduğundan bu davalar zamanaşımına tabi değildir. Eser koruma altında olduğu sürece her zaman açılabilir. Ancak, yasal mirasçılarının, eser sahibinin ölümünden itibaren 70 yıl içerisinde davayı açması gerekmektedir.
Aksi takdirde telif hakkının süresi dolmaktadır.
Tespit Davası ile Birlikte Açılabilecek Diğer Davalar
Uygulamada bir eserde adının belirtilmesi hakkı ihlal edildiği, telif hakkının ihlalinden dolayı dava açıldığında gülmede gelmektedir. Telif hakkının ihlalinden kaynaklı beraber açılabilen davalar şunlardır:
- Maddi ve Manevi Tazminat Davası,
- Tecavüzün Men’i (Durdurulması) Davası,
- Tecavüzün Ref’i (Ortadan Kaldırılması) Davası
Telif hakkının ihlali halinde talep edilebilecek hukuki imkanlar hakkında “Telif Hakkının İhlali” adlı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Sonuç
Eser sahipliğinin tespiti davası, yaratıcı emeğin korunması ve telif ihlallerinin önüne geçilmesi için hukuki bir çaredir. Özellikle dijital çağda eserlerin kopyalanması kolaylaşmışken, doğru delil tespiti ve stratejik bir dava süreci yönetilmelidir.
Haklarınızın korunması ve profesyonel süreç yönetimi için bir telif hakları avukatı ile çalışmanız önerilir.
Sık Sorulan Sorular
Hayır. Türkiye'de telif hakkı koruması eserin vücuda getirilmesiyle kendiliğinden başlar. Tescil zorunlu değil, sadece ispat kolaylığı sağlayan bir unsurdur.
FSEK m. 18 uyarınca, aksi kararlaştırılmadıkça mali hakları kullanma yetkisi işverene aittir. Ancak "eser sahibi" sıfatı daima eseri üreten çalışana aittir. Çalışan, isminin belirtilmesi için bu davayı açabilir.
Evet. Paylaşım tarihleri, orijinal video dosyaları ve platform içi metadata verileri delil olarak sunularak çalınan içeriklerin aidiyeti tespit edilebilir.
Dosyanın karmaşıklığına ve bilirkişi raporlarının gelme süresine bağlı olarak ortalama 1-2 yıl arasında sonuçlanmaktadır.
Evet, tespit davası ile birlikte tazminat davası da açılmışsa veya tespit hükmünden sonra tazminat davası açılırsa, haksız kullanımın başlangıcından itibaren telif geliri/tazminat talep edilebilir.
Uzmanlarımız bu alanı sürekli takip eder ve yeni bilgiler mevcut olduğunda makalelerimizi günceller.
- Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Uyarınca Eser Sahipliği ve Hak Sahipliği ile Bunların Tecavüz Davaları Bağlamında Davacı Sıfatına Etkileri Erişim: 24-04-2026
- Yayımcının Planı Çerçevesinde Eser Meydana Getirilmesi (TBK m. 501) Hâlinde Eser Üzerindeki Hak Sahipliği Sorunu Erişim: 24-04-2026
- Fikir ve Sanat Eseri Sahibinin Manevi Haklarına Tecavüzün Ref’i Erişim: 24-04-2026
Uzmanlarımız sağlık ve hukuk alanındaki gelişmeleri sürekli takip eder; yeni bilgiler mevcut olduğunda makalelerimizi günceller.
- Yazan
- Avukat Kaan Şafak
- Editör
- Avukat Kaan Şafak
- Tıbbi İnceleme
- Avukat Kaan Şafak
- Uzman İnceleme ✓
- Av. Kaan Şafak Marka Vekili, Avukat, Arabulucu 🏥 Şafak Koparan Hukuk Bürosu
- Redaksiyon
- Avukat Kaan Şafak
Son güncelleme: 24 Nisan 2026
Avukata Sor
Sertifikalar
Referanslar
Hakkımızda
Şafak & Koparan Hukuk ve Danışmanlık Bürosu; yoğunlukla özel hukuk alanında faaliyet gösteren bir hukuk bürosudur. Büromuzun İstanbul’da Anadolu ve Avrupa yakası ile Adana’da hizmet noktaları bulunmaktadır.