Blog
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi
-
skhukuk
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bir kişinin kendisine ölünceye kadar bakılması halinde kendi mal varlığının tamamı veya bir kısmını, kendisine bakan kişiye devretmeyi taahhüt ettiği sözleşmedir. Ölene kadar bakma sözleşmesi bir miras hukuku sözleşmesi olup, özellikle muris muvazaası davalarına konu olmaktadır.
Bu içerikte; ölünceye kadar bakma sözleşmesi nasıl düzenleneceği, iptali ve mirasçıların dava hakkı gibi kapsamlı olarak ele alacağız.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir? (TBK m. 611)
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu m.611’de düzenlenmiş bir miras sözleşmesidir. Yaşlı ve bakıma muhtaç yaşlıların, kendisine ölünceye kadar bakılması halinde, mal varlığından tamamı veya bir kısmından kendisine bakmayı taahhüt etmektedir.
T.C.YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ 2016/11759 E. 2019/4621 K. 16.9.2019 tarihli kararında şu şekilde tanımlanmıştır;
Ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (6098 Sayılı Türk Borçlar Yasasının 611. maddesi). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (6098 Sayılı Türk Borçlar Yasasının 614. Maddesi)
Sözleşmenin Tarafları ve Yükümlülükleri
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi her iki tarafa da borç yükleyen sözleşmedir:
- Bakım Alacaklısı: Bakıma muhtaç olan ve sözleşme kapsamında bakımı üstlenilecek kişidir.
- Bakım Borçlusu: Ölünceye kadar bakma sözleşmesi kapsamında bakımı gerçekleştirecek kişidir. Bununla birlikte bakım borçlusundan kendisine taahhüt edilen mal varlığını talep hakkına sahiptir.
Bakım Alacaklısının Hakları ve Borçları
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım borcu sadece fiziksel değil, manevi olarak bakımı da içermektedir. Bakım borçlusunun, yani bakıma muhtaç kişinin, sözleşmeden kaynaklı en temel hakkı kendisine bakılmasını talep etmektedir:
- Maddi Bakım: Barındırma, besleme, giydirme, hastalık halinde gerekli tıbbi müdahalelerin yapılması ve tedavi masraflarının karşılanması.
- Manevi Bakım ve Şefkat: Yargıtay HGK’nun 5.2.2014 tarih, E. 2013/1-2400, K. 2014/68 sayılı kararında vurgulandığı üzere; bakım borçlusu, alacaklıyı aile topluluğu içine almalı, ona sevgi ve saygı göstermeli, manevi huzurunu tesis etmelidir. Manevi ilginin eksikliği, sözleşmenin feshi için “önemli sebep” teşkil eder.
Bakım Borçlusunun Hak ve Borçları

Bakım borçlusu, üstlendiği bakım görevini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmesi gerekmektedir. Bunun karşılığında sözleşmede kendisine devri taahhüt edilen mal varlıklarını talep etme hakkına sahiptir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nasıl Yapılır?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin kurulabilmesi için öncelikle tarafların sözleşme içeriği anlaşmaya varmaları gerekmektedir. Sözleşme kapsamında bakımın kapsamı ve bunun karşılığında devredilecek mal varlıkları konusunda tarafların tam anlaşmaya varması gerekir.
Sözleşmenin her iki tarafın haklarını koruyacak şekilde, açık ve tereddüde yer bırakmayacak bir metne dönüştürülmesi büyük önem taşır. Sürecin hukuki karmaşıklığı nedeniyle, hak kayıplarının önüne geçilmesi adına alanında uzman bir miras avukatı ile çalışılması ve profesyonel hukuki destek alınması kritik bir öneme sahiptir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Şekil Şartları
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, TBK m.612/1’de de belirtildiği üzere, mirasçı atanmasını içermese bile, bir miras sözleşmesidir. Bu kapsamda ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerli olabilmesi için şu şartların sağlanması gerekir:
- Resmi Şekil: Sözleşmenin resmi vasiyetname şeklinde ve sulh hakimi, noter veya konsolosluk gibi yetkili memurlar önünde yapılmalıdır. Tapu memurları sadece, sözleşmede bir tapu devri söz konusu olması halinde sözleşmeyi yapmaya yetkilidir.
- Tanık Şartı: Sözleşme hazırlanırken bakım borçlusu ve alacaklısı haricinde 2 tanığın hazır olması gerekir.
- Tarafların Ehliyeti: Tarafların hak ve fiili ehliyetinin bulunması gerekir. Özellikle bakıma muhtaç kişinin yaşı 65 yaş üstü olması halinde sağlık raporu alınması önerilmektedir.
TBK m.612/2 hükmünde ölünceye kadar bakma sözleşmesinin şekil şartında önemli bir istinas düzenlenmiştir. Devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından yetkili makamların belirlediği koşullara sözleşme yapılırsa, sadece yazılı olarak sözleşmenin yapılması yeterlidir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Tapu Devri
Taraflar arasında bakım borcunun karşılığında bir taşınmazın devri öngörülmesi mümkündür. Bu durumda sözleşmenin imzalanması, bakım borçlusuna taşınmazın tescilini talep etme hakkı tanır.
Sözleşmenin imzalandığı merciye göre taşınmaz devri sürecinde farklılık oluşmaktadır:
- Tapu Müdürlüğü’nde Yapılan Sözleşmeler: Sözleşme doğrudan tapu memuru huzurunda düzenlenirse, mülkiyet devri işlemi eş zamanlı olarak gerçekleştirilebilir.
- Noterlikte Yapılan Sözleşmeler: Noterde “düzenleme şeklinde” yapılan sözleşmelerde mülkiyet kendiliğinden geçmez. Tarafların sözleşme örneği ile Tapu Müdürlüğü’ne başvurarak tescili sağlaması gerekir. Bakım alacaklısının bu devirden kaçınması durumunda, tescile zorlama davasının açılması gerekir.
Tapu müdürlüğü haricinde yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesi tapu devrini hukuken güvence altına almak için yasal ipotek imkânı vardır. TBK m.613 hükmü şu şekilde düzenlenmiştir;
“Bakım borçlusuna bir taşınmazını devretmiş olan bakım alacaklısı, haklarını güvence altına almak üzere, bu taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahiptir.”
TBK m.613 kapsamında yasal ipotekle, bakım alacaklısı taşınmazı bir üçüncü kişiye devretse dahi, bakım alacaklısının taşınmazın devrini talep hakkı korunmaktadır.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Sona Ermesi

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, taraflar arasında ikale sözleşmesiyle her zaman feshedilmesi mümkündür. Bununla birlikte sözleşmede en önemli unsur menfaat dengesidir.
Kanun koyucu taraflar arasında objektif dengelerin bozulması durumunda sözleşmenin sona erdirilmesine imkân tanımıştır. TBK kapsamında; önel verilerek fesih, haklı nedenle derhal fesih ve borçlunun ölümü gibi özel sona erme sebepleri düzenlemiştir.
Edimler Arası Oransızlık Nedeniyle Önel Verilerek Fesih (TBK 616)
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım yükümlülüğü ile bunun karşılığında devredilecek mal varlığının arasında bir denge olmalıdır. Bu denge, sözleşmenin devamı süresince korunmalıdır.
TBK Madde 616 uyarınca, tarafların karşılıklı edimleri arasında (sunulan bakım ile devredilen malvarlığı arasında) önemli bir oransızlık bulunması durumunda fesih hakkı vermektedir.
Önel vererek ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi yolu ve hukuki sonuçları şu şekildedir:
- Şartları: Sözleşme taraflarından birinin edimi elde ettiği menfaat arasında aşırı dengesizliktik olmalıdır. Örneğin; çok ağır bakım sorumluluklarına katlanılmasına rağmen çok az bir mal varlığı devri öngörülmüş olması. Tam tersi olarak; bakım yükümlülüğü çok ağır olmamasına rağmen değeri çok yüksek olan mal varlığı devretme yükümlülüğün olması.
- Önel Süresi: Menfaat dengesizliği sebebiyle sözleşmenin feshedilebilmesi için karşı tarafa altı ay önceden bildirimde bulunulması şarttır.
- Sonuçları: Oransızlığın tespitinde, Sosyal Güvenlik Kurumu verileri baz alınarak; bakım borçlusuna verilen değer ile buna denk düşen anapara ve bağlanacak irat arasındaki fark esas alınır. Sözleşme sona erdiğinde, o güne kadar ifa edilen edimler anapara ve faiziyle denkleştirilerek hak sahibine iade edilir.
Haklı Nedenlerle Önel Verilmeksizin Derhal Fesih (TBK 617)
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi taraflar arasında çekilmez bir hale geldiyse, TBK m.617 uyarınca önelsiz fesih” imkanı vardır. Karşı tarafa TBK m.616’da olduğu gibi bir süre verilmesine gerek yoktur.
Örneğin; bakım alacaklısına bakım esnasında kötü davranışlar, bakım sorumluluğun ağır ölçüde ihlali derhal fesih hakkı vermektedir. Bu durumda bakım alacaklısı devretmiş olduğu mal varlıklarını geri isteme hakkına sahiptir. Ayrıca kusurlu taraf, diğer tarafın bu fesih nedeniyle uğradığı zararları tazmin etmek zorundadır.
Hakim, tarafların aile topluluğu içinde yaşamasını sakıncalı bulursa, sözleşmeyi tamamen feshetmek yerine bakım alacaklısına ömür boyu nakdi bir gelir (irat) bağlanmasına karar verebilir.
Bakım Borçlusunun Ölümü Halinde Fesih Hakkı (TBK 618)
Sözleşmenin temel unsuru olan bakım borçlusunun vefat etmesi, sözleşmenin akıbetini doğrudan etkiler. TBK Madde 618 uyarınca, bakım borçlusu ölürse bakım alacaklısı için sınırlı bir fesih süresi başlar.
- Fesih Süresi: Bakım alacaklısı, borçlunun ölümünden itibaren bir yıl içinde sözleşmenin feshini talep edebilir.
- Mirasçılardan Talep Edilecek Miktar: Sözleşmenin bu şekilde sona ermesi durumunda bakım alacaklısı; bakım borçlusunun mirasçılarından, borçlunun iflası halinde iflas masasından isteyebileceği miktara eşdeğer bir paranın kendisine ödenmesini isteyebilir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin İptali

TBK m.615/1 hükmünde ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali için özel bir hüküm düzenlenmiştir. Buna göre; bakım alacaklısı, yaşlının bakımı sebebiyle nafaka yükümlüsü olduğu kişilere karşı yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, bundan yoksun kalanlar sözleşmenin iptalini isteyebilir.
Mahkeme, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali yerine, bakım alacaklısına öngörülen menfaatlerin, bakım alacaklısının nafaka yükümlüsü olduğu kişilere ödenmesine karar verebilir.
Bununla birlikte bakım borçlusunun yasal mirasçılarının da sözleşmenin iptalini isteyebilme imkanları vardır. Özellikle 65 yaş üstü yaşlıların iradelerin sakatlandığı cihetle, öncelikle vasilik davası ve akabinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi iptalini talep etmeleri mümkündür.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedeniyle Tapu İptal Ve Tescil Davası
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, taraflara karşılıklı hak ve borçlar yükleyen, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devrinin kararlaştırılabildiği özel bir sözleşme türüdür.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre; eğer bakım alacaklısı (bakılan kişi) mülkiyeti henüz devretmeden vefat ederse, bu taşınmazı devretme yükümlülüğü mirasçılarına geçer.
Mirasçıların bu borcu yerine getirmekten kaçınmaları durumunda, bakım borçlusu (bakan kişi) tarafından mirasçılara karşı tapu iptali ve tescil davası açılması mümkündür. Ancak bu davanın başarıya ulaşması için sözleşmenin Türk Borçlar Kanunu’nun 611. ve devamı maddeleri ile Türk Medeni Kanunu’nun 545. maddesinde öngörülen resmi şekil şartına uygun olarak düzenlenmiş olması zorunludur.
Resmi şekilde (noter veya sulh hakimi huzurunda, resmi vasiyetname formunda) düzenlenmeyen bir sözleşmeye dayanarak tapu iptali ve tescil hükmü kurulması hukuken mümkün değildir.
Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, tescil talebinin temelini oluşturan bu sözleşmelerin geçerliliği, yapıldığı tarihteki mevzuata (örneğin 1512 sayılı Noterlik Kanunu veya öncesindeki 3456 sayılı Kanun hükümleri) uygun olarak mühürlenmiş ve imzalanmış olmasına bağlıdır. Özellikle birden fazla sayfadan oluşan noter işlemlerinde imza ve mühür eksikliği gibi usul hataları, sözleşmeyi geçersiz kılarak hak kaybına yol açabilmektedir.
Bu nedenle, ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tescil davalarında mahkemenin öncelikle sözleşmenin şekil yönünden geçerliliğini irdelemesi, ardından işin esasına girerek bakım borcunun ifa edilip edilmediğini denetlemesi davanın kaderini belirleyen en kritik aşamadır.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Mirasçıların Dava Hakkı
Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri miras davalarına sıkça konu olmaktadır. Özellikle miras bırakanın mirastan mal kaçırma kastıyla sözleşme yapması ve saklı pay hakkının ihlal edilmesi en sık rastlanılan durumlardır.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Saklı Pay İhlali ve Tenkis Davası
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi her iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Bu kapsamda usulüne uygun düzenlenmiş ve edimler arası bir dengesizlik olmadığı durumda, kural olarak mirasçıların saklı pay hakkı yoktur.
Ancak, miras bırakanın devrettiği malın değeri ile kendisine sunulan bakım arasında açık bir dengesizlik varsa, saklı payı ihlal edilen mirasçılar bu orantısız kısmın tenkisini talep edebilirler. Mahkeme, miras bırakanın özel durumunu, bakım ihtiyacının derecesini ve sözleşmenin yapıldığı tarihteki koşulları dikkate alarak karar vermektedir.
Konu hakkında detaylı bilgi için “Mirasta Tenkis Davası ve Saklı Pay” adlı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmelerinde Muris Muvazaası (Mal Kaçırma) İddiası
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin bazı mirasçıların mirastan mahrum bırakma sebebiyle yapılması mümkündür. Bakım alacaklısının bir bakıma ihtiyacı olmamasına rağmen, ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle mal varlığı devretmektedir. Ancak, buradaki asıl amaç mirasçıları mirastan mahrum bırakmaktır.
Bu durumda yasal mirasçıların muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açmaları mümkündür. Konu hakkında detaylı bilgi için “Mirastan Mal Kaçırma” adlı içeriğimizi inceleyebilirsiniz.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Örneği 2026
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, hem Borçlar Hukuku hem de Miras Hukuku’nun en teknik ve hata kabul etmez alanlarından biridir. Bu içerikte yer alan bilgiler, genel bilgilendirme amaçlı olup somut olayın özelliklerine göre değişiklik gösterebilir. Özellikle mülkiyet devri ve vasiyetname şekil şartları gibi kritik süreçlerde yapılacak en küçük bir usul hatası, ileride telafisi imkansız hak kayıplarına ve tapu iptal davalarına yol açabilmektedir.
Bu nedenle, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin hazırlanması, noter süreci ve olası uyuşmazlıkların yönetimi aşamalarında güncel Yargıtay içtihatlarına hakim profesyonel bir gayrimenkul avukatı ile çalışmanız hayati önem taşır.
Bu içerik, bir avukat-müvekkil ilişkisi kurma amacı taşımadığı gibi, hukuki danışmanlık yerine de geçmez. Haklarınızın korunması için doğrudan hukuk ofisimizle iletişime geçmeniz önerilir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Yargıtay Kararları

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi hukukumuzda birçok Yargıtay kararlarına konu olmuştur. Yargıtay’ın taraf teşkili ve bakım borcunun yerine getirilmesi gibi hususlardaki yaklaşımı davanın seyri açısından belirleyicidir.
Muvazaa İddiasında Araştırılacak Olgular ve Taraf Teşkili: (Y. 1. HD., E. 2016/11759, K. 2019/4621, T. 16.9.2019).
Yargıtay, ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle yapılan temliklerin muvazaalı olup olmadığını belirlemek için murisin yaşı, sağlığı ve mal varlığının oranını kapsayan geniş bir araştırma yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, mirasçılar adına tescil istenen davalarda tüm mirasçıların davada yer alması (taraf teşkili) zorunludur.
“Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.”
Bakım İhtiyacının Olmaması ve Bedeller Arasındaki Fahiş Fark: Y. 1. HD., T. 17.06.2014, E. 2013/10277, K. 2014/11895.
Eğer mirasbırakanın mal satmaya ihtiyacı yoksa ve devredilen taşınmazın değeri ile bakım borcu arasında aşırı bir dengesizlik bulunuyorsa, bu durum mal kaçırma kastına delil olarak kabul edilmektedir.
“…mirasbırakanın temlik tarihi olan 1988 yılında yurtdışında yaşadığı ve mal satmaya ihtiyacının bulunmadığı… bedeller arasındaki fahiş fark olgusu yukarıda açıklanan ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde, mirasbırakanın davalıya yaptığı temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır.”
Davalının Alım Gücü ve Mirasçılardan Mal Kaçırma İradesi: Y. 1. HD., T. 21.05.2002, E. 2002/4036, K. 2002/6470.
Davalının (bakım borçlusunun) taşınmazı alacak gücünün olmaması ve devredilen payın değeri ile satış bedeli arasındaki fahiş fark, murisin gerçek amacının mal kaçırmak olduğunu göstermektedir.
“…satış bedeli ile gerçek değer arasında fahiş fark bulunduğu, davalının alım gücünün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu belirtilen olgular çerçevesinde murisin iradesinin mirasçılardan mal kaçırmak olduğu sabittir.”
Mirasçıya Duyulan Öfke Nedeniyle Yapılan Temlikler: Y. 1. HD., T. 04.11.2014, E. 2013/13957, K. 2014/16769
Mirasbırakanın yasal mirasçılarına duyduğu öfke veya kızgınlık nedeniyle taşınmazlarını başkasına devretmesi, sözleşmenin bakım amacı değil mal kaçırma amacı taşıdığını kanıtlar.
“…davacıya kızdığı için taşınmazını avukatı olan davalıya hibe ettiğini mirasbırakandan duyduğunu… kızının bir yabancı ile evli olması sebebi ile mallarını devlete bağışlayacağını… ifade ettiğini bildirdikleri… mirasbırakanın davalıya yapmış olduğu çekişmeye konu temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaa ile illetli olduğu kabul edilmelidir.”
Hakkın Kötüye Kullanılması Kriteri: (YHGK., T. 20.10.2010, E. 2010/404, K. 2010/533)

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tarafların haklarını kullanırken ahlaka aykırı davranmaması ve dürüstlük kuralına uygun hareket etmesi gerektiğini hatırlatır.
“…hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığı belirlenirken; o kişinin hakkın kullanılmasında geçerli ve haklı bir yararının varlığı, hakkın kullanılmasının sağlayacağı yarar ile başkalarına vereceği zarar arasında aşırı oransızlığın olmaması… gibi ölçütler hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığını belirler.”
Mal Kaçırma Amacının Olmadığı Durumlar (Bağış ve Bakım): Y. 1. HD., T. 10.11.2014, E. 2014/1030, K. 2014/17238
Eğer miras bırakan diğer mirasçılarına da bağış yoluyla mal varlığı aktarmışsa veya bakım borçlusu uzun yıllar murisle ilgilenmişse, muvazaa iddiası reddedilmektedir.
”Ölünceye kadar bakma akdi yapıldıktan 9 gün sonra da 28 parseldeki payını her üç çocuğuna da bağış suretiyle aktardığı sabit olup bu somut olgular yukarıdaki ilkelerle değerlendirildiğinde miras bırakanın ölünceye kadar bakma akdinde mal kaçırma amacının olmadığı anlaşılmaktadır.” (Y. 1. HD., T. 10.11.2014, E. 2014/1030, K. 2014/17238).
Bakım Borcunun Fiilen Yerine Getirilmesi: Y. 1. HD., T. 08.04.2014, E. 2013/6615, K. 2014/7309
Bakım borçlusunun murisle birlikte yaşadığı, hastalığıyla ilgilendiği ve bakım görevini gerçekten ifa ettiği kanıtlanırsa sözleşme geçerli kabul edilir.
Murisin hasta olduğu, davalı ile birlikte yaşadığı, bakıma muhtaç olup, temlikin de ölünceye kadar bakım amacıyla yapıldığı, davalının da bakım borcunu yerine getirdiği… gerçek amacının mirasçıdan mal kaçırmak olmadığı, ivaz karşılığı olduğu gözetilerek… davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Sonuç
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi hem insani hem de hukuki açıdan karmaşık dengeler üzerine kuruludur. Şekil şartlarındaki bir eksiklik veya bakım borcunun ispatlanamaması, mülkiyetin kaybına veya yüksek tazminat ödemelerine yol açabilir.
Haklarınızın korunması ve sözleşme sürecinin hukuka uygun yürütülmesi için bir gayrimenkul avukatı ile çalışmanız önerilir.
Sık Sorulan Sorular
TBK m.618 hükmü, bakım borçlusunun bakıma muhtaç kişiden önce ölme halini düzenlemiştir. Bu durumda, bakım borçlusunun mirasçılarına sözleşme geçmektedir. Ancak, bakım alacaklısı, bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir.
Evet, ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle edinilen taşınmaz sonrasında bir başkasına satılması mümkündür. Miras muvazaası nedeniyle tapu iptali davası açmak isteyen mirasçıların taşınmaza şerh koydurması gerekmektedir.
Evet, ancak taraflar arasında bir menfaat dengesi olması gerekmektedir. Bakımın niteliği ile devredilen mal varlığı arasında bir dengesizlik olması halinde, sonrasında muris muvazaası, saklı payın tenkisi veya tapu iptali ve tescili davasıyla karşı karşıya kalınması mümkündür.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ter, Sulh Hakimi ve Tapu memurları huzurunda yapılması gerekmektedir.
Kural olarak bakım alacaklısının vefatına kadar geçerlidir. Ancak, tarafların iradesiyle veya sözleşmenin fesih sebepleri doğmasıyla sözleşme sona erdirilebilir.
Taraflar arasındaki sözleşmede tapu devri zamanın öngörülmesi mümkündür. Bu durumda bakım borçlusunun tapu devrini talep etme hakkı doğar. Sözleşme tapu müdürlükleri nezdinde yapılması halinde, sözleşmenin yapılmasıyla tapu devri mümkündür.
Evet, bu sözleşme alacaklıları zarara uğratma veya yasal yükümlülüklerden kaçma amacı taşıyorsa üçüncü kişiler tarafından dava konusu edilebilir. Bakım alacaklısı, nafaka borçlarını ödememek amacıyla malvarlığını devretmişse, alacaklılar "tasarrufun iptali" davası açarak bu devrin kendilerine karşı geçersiz sayılmasını isteyebilir.
Uzmanlarımız bu alanı sürekli takip eder ve yeni bilgiler mevcut olduğunda makalelerimizi günceller.
- Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinden Kaynaklanan Muris Muvazaası Erişim: 12-05-2026
- Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Türk Borçlar Kanunu'nun 617. Maddesine Dayalı Olarak Sona Ermesi Erişim: 12-05-2026
- Eşler Arasında Yapılan Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Muvazaalı Olup Olmadığının Yargı Kararları Işığında Değerlendirilmesi Erişim: 12-05-2026
Uzmanlarımız sağlık ve hukuk alanındaki gelişmeleri sürekli takip eder; yeni bilgiler mevcut olduğunda makalelerimizi günceller.
- Yazan
- Avukat Kaan Şafak
- Editör
- Avukat Kaan Şafak
- Tıbbi İnceleme
- Avukat Kaan Şafak
- Uzman İnceleme ✓
- Av. Kaan Şafak Marka Vekili, Avukat, Arabulucu 🏥 Şafak Koparan Hukuk Bürosu
- Redaksiyon
- Avukat Kaan Şafak
Son güncelleme: 12 Mayıs 2026
Avukata Sor
Sertifikalar
Referanslar
Hakkımızda
Şafak & Koparan Hukuk ve Danışmanlık Bürosu; yoğunlukla özel hukuk alanında faaliyet gösteren bir hukuk bürosudur. Büromuzun İstanbul’da Anadolu ve Avrupa yakası ile Adana’da hizmet noktaları bulunmaktadır.