Koronavirüs(Covid-19) Salgınının Sözleşmelere Etkisi

KORONAVİRÜS(COVİD-19) SALGININN SÖZLEŞMELERE ETKİSİ VE YENİ DÜZENLEMELER

  1. GENEL OLARAK

Hukukumuzda “mücbir sebep” olarak bir tanıma yer verilmemiş olup, bu konu hakkında da bir hüküm bulunmamaktadır. Mücbir sebebi, Yargıtay kararları ve doktrin eksenli kısaca tanımlayacak olursak; kişiler arasında sözleşme akdedildiği esnada öngöremeyeceği, öngörmüş olsa dahi sonuçlarını değiştiremeyeceği, öngörülemeyen olaydan kaynaklı sözleşme edimini ifa etmesi imkansızlaşması veya zorlaşması durumudur.

Mücbir sebebin Sorumluluk Hukuka etkisi genel bir sorumluluktan kurtulma hali olup, bazen uygun ifa edimi ile sonuç arasında uygun nedensellik bağını kestiği gibi, kusuru ortadan kaldırıp bazen de ifayı imkansızlaştıran durumdur. Mücbir sebep hukukumuzda en çok kusursuz sorumluluk rejiminde uygun nedensellik bağını kesmesiyle karşımıza çıkmaktadır.

Uygun nedensellik bağının kesilme durumu; hukuka aykırı (borca aykırı) bir fiille neticesinde ortaya çıkmış arasındaki nedensellik bağının kesilmesi ve kişinin sorumlu olmaması durumudur.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Pandemı” olduğu duyurulan Koronavirüsün Hastalığı (COVID-19) salgını, ticari faaliyetleri olumsuz yönde etkilemiş, birçok sektördeki ticari hayatı durma noktasına getirmiş veya tamamen durmasına neden olmuştur. Ülkemizde de Koronavirüsün salgını; birçok can kaybına yol açmış, birçok esnaf, ticari şirketleri ve vatandaşları ekonomik bakımından zor duruma düşürmüştür.

Bu yazımızda; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin yapılış tarihi itibariyle, Koronavirüsün mücbir sebep olarak tanımlanıp tanımlanamayacağını ve sayıldığı takdirde Türk Borçlar Kanunu kapsamında sözleşmelere etkisini inceleyeceğiz. Koronavirüs eksenli verilmiş henüz bir yargı kararı bulunmamakta olup, yazımızda Türk Borçlar Kanunu’nun ifa edimine ilişkin düzenlemeler ışığında, bazı huşular hakkında değerlendirme bulunacağız.

  1. KORONAVİRÜSÜN MÜCBİR SEBEP OLARAK DEĞERLENDİREBİLECEĞİ ZAMAN

Öncelikle Koronavirüsün sözleşme kapsamında mücbir sebep olarak nitelendirilebilmesi için, tarafların sözleşme akdedilirken söz bahsi salgını öngöremeyecek noktada olması gerekmektedir.

Bu hususta kanaatimizce; ülkemizde ilk koronavirüs vakasının ortaya çıkması ardından akdedilen sözleşmelerde, koronavirüsten kaynaklı mücbir sebepten bahsedilemeyeceğidir. Zira bu salgının görüldüğü başta ülkelerdeki sonuç, ülkemizde ilk görüldüğü esnada bilinmektedir. Ancak; ilk koronavirüs vakasının Çin’in Vuhan kentinde çıkması ve daha önceki zamanlarda akdedilen sözleşmelerde, Koronavirüsün mücbir sebepten kaynaklı sözleşmelere etkisi değerlendirebilir. Çünkü; taraflar arasında, söz bahsi zaman diliminde koronavirüsün bu çaplı etkisi öngörülemeyeceği açıktır.

  1. KORONAVİRÜSÜN SÖZLEŞMELERE ETKİSİ VE YENİ DÜZENLEMELER
  2. PARA BORÇLARINA ETKİSİ

Sorumluluk Hukukunda borca aykırılık hali üç şekilde karşımıza çıkmaktadır:

  • İfa imkansızlığı,
  • Borçlu temerrüdü,
  • Kötü/Ayıplı İfadır.

Para borçları; kira sözleşmeleri, eser sözleşmeleri, eğitim sözleşmeleri gibi, bir tarafa ana edim olarak para verilmesini yerine getirilmesi edimidir. Örneğin; kiracının kira borcu, öğrencinin aldığı eğitim karşılığı para borcu gibi.

Öncelikle söylemek gerekir ki sözleşmeden kaynaklı para borçlarında, ifa imkansızlığı durumu söz konusu değildir. Sözleşmeden kaynaklı para borçlarında borçlu, borcunu yerine getirmediği takdirde temerrüde düşmekte ve temerrüt faizinden sorumludur. Ancak söz bahsi para borçlarında bazı özel hükümler mevcuttur. Aşağıda değineceğimiz üzere, bazı sorumluluktan kurtulma rejimleri vardır.

  • Başvurulabilecek hukuki imkanlar

a.İfa güçsüzlüğü:

TBK MADDE 98: “Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede, taraflardan birinin borcunu ifada güçsüzlüğe düşmesi ve özellikle iflas etmesi ya da hakkındaki haciz işleminin sonuçsuz kalması sebebiyle diğer tarafın hakkı tehlikeye düşerse bu taraf, karşı edimin ifası güvence altına alınıncaya kadar kendi ediminin ifasından kaçınabilir.”

Söz bahsi kanun maddesi gereğince; koronavirüsün yarattığı etki sebebiyle, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerdeki taraflardan biri, diğer tarafın sözleşmeden kaynaklı borcunu yerine getirmekte zorlanacağı aşikarsa, alacağının teminata alınana kadar kendi ifasından kaçınabilir. Örneğin; aralarında cari hesap ilişkisine dayalı alım-satım tacirler arasında biri, koronavirüs sebebiyle sözleşmeden kaynaklı ifasında aşırı ifa güçlüğüne düşeceği belliyse, diğer taraf alacağı için garanti isteyebilir, aksi takdirde kendi borcunu yerine getirmekten kaçınabilir.

b.TBK 138. Maddesi Uyarınca Sözleşmeyi Uyarlama Talebi

MADDE 138- Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli eğimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.

Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.

Söz bahsi hüküm gereğince; koronavirüs yarattığı ekonomik sıkıntı sebebiyle aşırı ifa güçlüğü düşen borçlu, borcunu yerine getirmiş veya borcunu yerine getirmişse dahi sözleşme uyarlama hakkını saklı tutmuşsa, hakimden sözleşmenin uyarlanmasını talep edebilir.

Sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması ya da dönme hakkının kullanılması, şu dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır:

  • Sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olmalıdır.
  • Bu durum borçludan kaynaklanmamış olmalıdır.
  • Bu durum, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmalıdır.
  • Borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır.

Taraflar arasında imzalanan sözleşmeye bağlılık ilkesinin istisnası olan bu kanun hükmünün uygulanması için temel ana şart; taraflar arasında beklenmedik bir olay meydana gelmiş olması ve borcun ifasında aşırı bir orantısızlık meydana gelmiş olması gerekmektedir. Örneğin, koronavirüs sebebiyle faaliyetleri duran bir tacirin yüksek bir kira bedeli ödüyor olması durumunda tacir, hakimden kira bedelinin uyarlanmasını, bedel indirimi isteminde bulunabilir.

Taraflar arasında imzalanan sözleşme yapılırken beklenmedik olaylar karşısında sözleşmenin uyarlanamayacağı kararlaştırabilir. Ancak sözleşmeye hususi olarak beklenmedik olayın niteliği yazılmış olması gerekir. Yani, sözleşmeye hazırlanırken “savaş, pandamı nitelikteki salgınların taraflar arasında akdedilen sözleşmenin şartlarını değiştirmeyeceği” maddesi eklendiği takdirde taraflardan biri uyarlama talebinde bulunamayacaktır. Zira sözleşmede salgın öngörülmüş olup, TBK m.138 gereğince “beklenmedik hal” şartı gerçekleşmemiş olur. Ancak bu husus tartışmalı olup, sözleşmede beklenmedik hal öngörülmüş olsa dahi, söz bahsi hükmün emredici nitelikte olduğunu ve her halükarda uygulanması gerektiğini düşünen taraflar da vardır.

Ancak sözleşmelere eklenen;” beklenmedik haller, mücbir sebeplerden kaynaklı ortaya çıkan durumlar sözleşme maddelerini etkilemez, uyarlama talep edilemez” şeklindeki maddelerin kanunen geçerliliği olmayıp, TBK madde 138’nin uygulamasına engel teşkil etmemektedir.

  1. TBK madde 331 Olağanüstü Fesih

MADDE 331- Taraflardan her biri, kira ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez hâle getiren önemli sebeplerin varlığı durumunda, sözleşmeyi yasal fesih bildirim süresine uyarak her zaman feshedebilir.

Hâkim, durum ve koşulları göz önünde tutarak, olağanüstü fesih bildiriminin parasal sonuçlarını karara bağlar. (*)

(ESKİ BK 264: Tam tazminat, bir yıldan fazla süreli sözleşmelerde 6 aylık kiradan az olmayacak tazminat).

_____

(*) 4 Temmuz 2012 tarih ve 6353 sayılı Kanun’un 53. maddesi ile değiştirilen 31 Mart 2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un Geçici 2. Maddesi hükmü gereğince, “Kiracının Türk Ticaret Kanunu’nda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 323, 325, 331, 340, 342, 343, 344, 346 ve 354’üncü maddeleri 1/7/2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde, kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümleri tatbik olunur. Kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde mülga Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.”.

Yukarıda verilen kanun hükmü; 4 Temmuz 2012 tarih yürürlüğe girmiştir, ancak 01/07/2020 tarihinde uygulanası 8 sene ertelenmiş, 01/07/2020 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Yukarıdaki hüküm gereğince; koronavirüs sebebiyle kirasını ödemekte zorluk çeken kiracı; kira sözleşmesi kendisi devam ettirmeyecek durumda olması, kira bedelini kendisini ciddi manada maddi sıkıntıya sokuyorsa, kira sözleşmesini feshedebilir.

Ancak olağanüstü fesih yoluyla kira sözleşmesini fesheden kiracı, bir yıldan fazla kira sözleşmeleri için 6 aydan aşağı olmamak üzere, kira bedelinin aylık belirli bir oranında tazminat ödemek zorunda kalabilir. Bu tazminatın ödenmesinde veya miktarının belirlemesinde hakim takdir yetkisini kullanacaktır.

Ayrıca olağanüstü yollarla kira sözleşmesini feshetmek isteyen kiracı, TKB’nin kira sözleşmesi için belirlenen fesih bildirim süreleri ve usullerine uymak zorundadır.

d.7226 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu’nun Getirdiği İmkanlar Ve Kendi İradesiyle İş Yerine Kapan Kişiler İçin Kira Sözleşmelerinin Akıbeti

GEÇİCİ MADDE 2:” (1) 1/3/2020 tarihinden 30/6/2020 tarihine kadar işleyecek iş yeri kira bedelinin ödenememesi kira sözleşmesinin feshi ve tahliye sebebi oluşturmaz.”

7226 Sayılı Kanunu’nun Geçici 2. Maddesiyle birlikte iş yeri sahipleri, 01/03/2020-30/06/2020 tarihleri arasında iş yerlerinin kiralarını ödeyemeyecek durumunda olduğu takdirde, ilgili tarihleri kapsayan kira bedellerinin ödenmemesi, kiracı açısından, tahliye veya kira sözleşmesinin fesih sebebi oluşturmak.

Ancak söz bahsi kanunun uygulanabilirliği olması için, iş yeri sahibinin kirasını ödemekte maddi darlığa düşmüş olması gerekmektedir. Koronavirüs sebebiyle iş faaliyetleri durmayan, normal zamanda olduğu gibi maddi kazanç sağlayan işverenler, söz bahsi hükümden faydalanamayacaktır. Zira kanun maddesi, koronavirüs sebebiyle işleri duraksayan işverenler için getirilmiş bir hükümdür.

Ayrıca belirlenen dönemlere ilişkin kira bedellerinin ödenmemesi, maddi zorluğa düşen iş yeri sahipleri için, kira sözleşmesinin feshini veya kiracının tahliyesine engel olmaktadır. Ancak kira borcu ortadan kalkmamaktadır. İş yeri sahibi, bilindiği üzere 15/06/2020 tarihine kadar uzatılmış olan icra işlemlerindeki yasak kalktığında, kira alacağı için icra takibine başvurabilecektir.

Sözleşmede aksi belirtmemişse, koronavirüs etkisi kalktıktan sonra kiracı; 1/3/2020-30/6/2020 tarihleri arasındaki kira bedelleri değil de sonraki kira bedellerini düzenli ödediği takdirde, tahliye ve sözleşmenin feshi durumuyla karşı karşıya kalmayacaktır.

TBK 101.maddesi gereğince borçlu, hangi döneme ilişkin ödeme yapacağını seçme hakkı vardır. Ancak, taraflar arasında akdedilen sözleşmede, ilk gecikmiş ödemenin yapılacağı kararlaştırabilir. Bu durumda koronavirüs sebebiyle kira borcu birikmiş iş veren, tahliye veya kira sözleşmesinin feshi durumuyla karşı karşıya kalmamak için ilk önce birikmiş kira borcunu ödemek zorundadır.

Kendi iradesiyle, koronavirüs etkisiyle iş yerini kapatmak zorunda olanlar veya iş yerini açık tutsa dahi kazanç sağlayamayan iş yeri sahipleri, yukarıda açıklanan TBK madde 138 gereğince sözleşmenin uyarlanmasını talep edebilir veya TBK madde 331 gereğince kira sözleşmesini olağanüstü sebeplerle feshedebilir.

  1. İçişleri Bakanlığı’nın Genelgeleri İle İş Yeri Kapananlar İçin Kira Sözleşmesi

21.3.220 Tarihli genelge

Berber, kuaför, güzellik merkezleri 21.3.2020 Saat 18 itibarıyla geçici kapatıldı.

19.3.2020 Sayılı Genelge

Gece kulübü, bar, tiyatro, sinema, gösteri merkezi, nişan – düğün salonu, lokanta, kafe, birahane, kahvehane, kıraathane, internet salonu, oyun salonları, çay bahçeleri, lunapark, havuz, spa ve spor merkezleri, çocuk oyun odaları, çay bahçeleri, geçici olarak kapatıldı.

İçişleri Bakanlığı’nın Genelgeleri ile iş yerini kapatanların başvuracağı hukuki imkanlar:

  • Yargıtay Kararları gereğince “askıda sözleşme”

Yargıtay bazı dairelerin vermiş olduğu kararda; kiracının iradesi dışında, idari bir karar neticesinde iş yerini kapatmak zorunda kalan, kirasını ödeyemeyen kiracı için geçici ifa imkansızlığı söz konusu olduğu ve idari kararla iş yeri açılamayan döneme ilişkin kira sözleşmesinin “askıda hükümsüz” olduğu belirtilmiştir. Ayrıca askıda hükümsüz olan döneme ilişkin kira bedellerinin talep edilme imkanı olmadığına karar verilmiştir.

Söz bahsi hüküm herhangi bir kanuni hükme dayanmadığı gibi, Yargıtay dairelerin vermiş olduğu karar hukuka aykırıdır. İş yeri sahiplerin ilgili karar uyarınca, kira sözleşmelerin koronavirüs sebebiyle “askıda hükümsüz” sayılacağına ilişkin karar verilme ihtimali tamamen muallaktır.

  • TBK m.137 Kısmi ifa imkânsızlığı

MADDE 137- Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşırsa borçlu, borcunun sadece imkânsızlaşan kısmından kurtulur. Ancak, bu kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, bir tarafın borcu kısmen imkânsızlaşır ve alacaklı kısmi ifaya razı olursa, karşı edim de o oranda ifa edilir. Alacaklının böyle bir ifaya razı olmaması veya karşı edimin bölünemeyen nitelikte olması durumunda, tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.

Para borçları açısından genel kaide ifa imkansızlığı durumu söz konusu olmamasıdır. Ancak yukarıda İçişleri Bakanlığı’nın Genelgeleri ile faaliyetleri durdurulmuş iş yerleri için durum farklıdır. Bu işletimlerin kira sözleşmeleri gibi, para ödeme borcun ödenmesi gerektiği sözleşmelerde TBM madde 137 düzenlenen “kısmi ifa imkansızlığı” rejimi kıyasen uygulanabilecektir.

Söz bahsi hüküm gereğince; genelge ile iş yerini kapatmak zorunda kalan iş verenlerin kira sözleşmesi veya bölünebilir borç edimini ifa imkansızlığı düştüğü sözleşmeleri, genelge ile ifa imkansızlığı düştüğü vakit kadar geçersizdir. Örneğin, 1 yıllık kira sözleşmesinde, genelge ile 3 aylığına kiralananının kullanılamaması durumunda, kapalı kalan süre boyunca sözleşme hükümsüz sayılacaktır.

TBK m. 97 Ödememezlik Defi

TBK MADDE 97:” Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.”

İdari bir kararla iş yeri kapanan vatandaşlar, kiralanan taşınmazı kullanmamakla beraber; iş yeri sahipleri de kiralanan iş yerini kiracının kullanımına tahsis edememektedirler.

TBK madde 137 uyarınca, idari kararla iş yerini kapatmak zorunda kalan kiracı; kiralayanın iş yerini kullanıma hazır tutamadığı gerekçesiyle, ödememezlik defini ileri sürebilir, idari kararın kapsadığı dönemler boyunca kira bedelini ödemekten kaçınabilir.

Yukarıda açıklanan bilgiler ışığında, idari karar sebebiyle iş yeri kapanan iş verenler, TBK madde 138 gereğince uyarlama veya TBK madde 331. Gereğince kira sözleşmesini olağanüstü fesih yoluna başvurabilirler.

  1. YAPMA EDİMİ OLAN BORÇLARA ETKİSİ

Yapma Edimi; borçlu alacaklıya bir şeyi yapma konusunda borçlanmıştır. Örneğin hizmet sözleşmesi gibi. Yapma ediminde eğer borçlunun kişisel becerileri ile yapılacaksa borçlu edimi bizzat kendisi yapmak zorundadır. Bir sanatçının konser vermesi, KVKV kapsamında sempozyum, toplantı, eğitim vb. edimleri buna örnek gösterebiliriz.

  • İfa imkansızlığı durumunda:

Sözleşme kapsamasında yapma borcu yüklenmiş borçlu, Koronavirüsün yarattığı mücbir sebeple ifasını yerine getirmediği takdirde Türk Borçlar Kanunu’nun 138. Maddesinde düzenlenen “ifa imkansızlığı” rejiminden faydalanabilecektir.

TBK MADDE 136: “(1) Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer.

(2) Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır.

(3) Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür.”

Burada dikkat edilmesi gereken husus; taraflar arasında akdedilen sözleşmede veya işin niteliğine göre yapma borcu, kesin vadeye mi, yoksa belirli bir vadeye mi bağlandığıdır. Kesin vade olduğu durumunda; sözleşmeden kaynaklı yapma borcunun belirlenen tarih dışında yapılmadığı takdirde sözleşmenin ifasının artık mümkün olmadığı ve ifa imkansızlığının mevcut olduğu durumdur, taraflar arasındaki sözleşme hükümsüz hale gelmektedir.  Örneğin; nişan fotoğraflarının çekilmesi gibi. Ancak belirli vade söz konusuysa, mücbir sebep kalktıktan sonra ifanın yerine getirilmesi mümkünse borçlu, ifa imkansızlığı rejiminden faydalanamayacaktır. Belirli vadeye örnek verecek olursak; KVKV konulu bir konferansı avukatın anlatma borcu, mücbir sebep ortadan kalktıktan sonra da ifa edebileceğinden burada ifa imkansızlığı durumu söz konusu değildir.

Ancak işin niteliği gereği belirli vade niteliğinde olan bir borç, tarafların iradesiyle sözleşmede kesin vade olarak değiştirebilir. Bu durumda ifa imkansızlığından söz edebiliriz.

Yapma edimi borçlusu, ifa imkansızlığı rejiminden faydalandığı noktada, sözleşmenin karşı tarafından bir edim almışsa (para veya başka bir şey), bu edimi sebepsiz zenginleşme hükümlerine geri iade etmekle yükümlüdür.

Ayrıca ifa imkansızlığına düşen borçlu; sözleşme alacaklısına gecikmeksizin haberdar etme ve zararların engellenmesi için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Ancak ifa imkansızlığı, idari bir kararla ortaya çıkmışsa, idari kararın herkes tarafından öğrenebileceği düşüncesiyle haberdar etme zorunluluğunun ortadan kalktığı söylenebilir.

  • Ayıplı/Kötü ifa durumunda:

Yapma ediminde koronavirüs etkisiyle ayıplı ifa en çok; eğitim kurumlarının online olarak karşımıza çıkmakla beraber, gayrimenkul değerleme veya avukatların uzaktan danışmanlık hizmeti vermesi gibi şekillerde de karşımıza çıkmaktadır.

Burada dikkat edilmesi gereken husus; taraflar arasında akdedilen sözleşmede yüz yüze yapma borcunun yerine getirilmesinin zorunlu olup olmamasıdır.  Örneğim; avukat ile müvekkili arasında akdedilen sözleşmede danışmanlık hizmetin yüz yüze verme zorunluluğu yoksa, ayıplı ifaden bahsedilmeyecektir.

Ancak bazı işin niteliği gereği ve yan edimler gereği, yüz yüze yapma borcunun yerine getirilmesi zorunlu olup, ayıplı ifaden söz edilebilecektir. Örneğin, özel üniversite veya dershane gibi eğitim kurumların uzaktan eğitim verme durumu gibi.

Dikkat edilmesi gereken başka bir husus, taraflar arasında tüketici nitelikte mi, yoksa ticari nitelikte mi bir sözleşme olduğudur.

Tüketici sözleşmelerinde koronavirüsten kaynaklı ayıplı ifada durumunda: Tüketici sözleşmelerinde ayıplı ifa durumunda kusurlu veya kusursuz ifa durumuna bakılmaksızın tüketicinin; herhangi bir ihbara gerek olmaksızın, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında ifaden indirim talep etme hakkı vardır. Bu hususta; özel üniversite, dershaneler gibi eğitim kurumları tüketici işlemleri olup, Koronavirüsün mücbir sebep etkisiyle ayıplı ifa ettikleri iddiasında bulunamayacaktır.

Ancak koronavirüs etkisiyle mücbir sebepten kaynaklanan, sözleşme edimini ayıplı ifa; taraflar arasında modifiye edilerek, ifanın ayıplı olma durumu bertaraf edilebilir. Bu modifiye durumu, itiraz etmeden edimi kabul eden alacaklı durumunda da ortaya çıkabilir. Örneğim; hiçbir itiraz sunmadan, birden fazla kez uzaktan eğitim alan öğrenci, ayıplı ifayı kabul etmiş, taraflar arasında sözleşme modifiye edilmiş sayılır. Bu durumla ayıplı ifadan söz edilemez.

Ancak bir kereye mahsus itiraz edilmeden kabul edilen ayıplı ifa durumunda borçlu, ifayı “ifa yerine edim” olarak kabul etmiş olup, ayıplı ifadan kaynaklı sözleşmeden dönme ve ayıp oranında bedel indirimi hakkı saklıdır.

Ancak “eser sözleşmelerinde” ifa yerine edim kabul edilecekse dahi, ilk seferde ayıplı ifa bildirimde bulunmak gerekmektedir. Zira ayıplı ifa ediminden kaynaklı seçimlik haklar kullanılamayacaktır.

Ayrıca yapma edim borçlusu, sözleşmenin TBK 138. Maddesi uyarınca uyarlanması talep edebilir.

Ticari nitelikteki sözleşmelerinde koronavirüsten kaynaklı ayıplı ifada durumunda: TTK maddelerinin ayıba ilişkin hükümleri uyarınca ayıplı mal ihbarında bulunma zorunluluğu olup, ayıplı hizmet veya mal ifa eden kişi kusursuz sorumlu olacaktır. Ancak bu durumda sözleşme alacaklısı ayıplı ifadan kaynaklı olarak; ayıp oranında indirim veya ayıp çok ciddi boyuttaysa sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.

Yukarıda izah edilen hususlar, karşılaşılmış mevcut hukuki yargı sonuçları neticesinde yapılan açıklamalar olmayıp, TBK çerçevesinde bazı hususlarda hukuki değerlendirmelerdir.

Şafak & Koparan Hukuk Bürosu olarak, müvekkillerimize taraf oldukları sözleşmelerin hazırlanma, müzakere ve sonuçlandırılmasına ilişkin tüm süreçlerde hukuki destek sağlıyoruz.  Bu alanda uzmanlığımızı deneyimlemenizi sizlere de davet ediyoruz. 

Saygılarımızla…

Yazılarda Ara

Şafak & Koparan Hukuk Danışmanlık Danışmanlık

Şafak & Koparan Hukuk Danışmanlık Danışmanlık olarak sizlere en uyumlu avukatlık hizmetini sunmak ve kendi ilkelerimizle ilerlemek için elimizden geleni yapıyoruz. İhtiyaçlarınıza göre bizimle online veya iletişim alanımızdaki form ile bağlantı kurabilirsiniz.

Son Yazılar

Korona Virüsün Yurt İçi Erken Tatil Rezervansyonlarına Etkisi
2 Ağu 2021
Korona Virüsün Yurt İçi Erken Tatil Rezervansyonlarına Etkisi
Koronavirüs(Covid-19) Salgınının Sözleşmelere Etkisi
2 Ağu 2021
Koronavirüs(Covid-19) Salgınının Sözleşmelere Etkisi
İş Hukukunda Tazminat(Kıdem, İhbar vb.) Türleri ve Hesaplamaları
2 Ağu 2021
İş Hukukunda Tazminat(Kıdem, İhbar vb.) Türleri ve Hesaplamaları
İcra ve İflas Hukukunda Alacağın Tahsil Edilmesi ve Hukuki Sonuçları
2 Ağu 2021
İcra ve İflas Hukukunda Alacağın Tahsil Edilmesi ve Hukuki Sonuçları
e-Serbest Meslek Mahbuzu (e-SMM) Uygulamasının Getirdiği Yenilikler ve Hukuki Sonuçları
2 Ağu 2021
e-Serbest Meslek Mahbuzu (e-SMM) Uygulamasının Getirdiği Yenilikler ve Hukuki Sonuçları

Online Danışmanlık Formu

    Ana Merkez

    Sahrayicedit Mahallesi Güzide Sokak Semiz Apt. No:11 K:5 D:11 (E-yan Yolu) Kadiköy/İstanbul